| Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti ve Karaçay Türkleri |
|
|
|
|
Kafkasya'da Yeni Bir Etnik Çatışma İhtimali: KARAÇAY-ÇERKES CUMHURİYETİ VE KARAÇAY TÜRKLERİ
Giriş: Yeni Bir “KAFKASYA” Tanımı Kafkasya aslında fizikî ve siyasî bir coğrafyanın adı değil, ortak bir kültür etrafında birleşmiş pek çok halkın bir arada yaşadığı tarihî, etnik ve sosyo-kültürel bir coğrafya parçasının genel adıdır. Karadeniz ile Hazar denizi arasında uzanan 1100 kilometre uzunluğundaki Kafkas sıradağlarının üzerinde yer alan bu coğrafya parçasında, binlerce yıldan beri değişik kökenlerden gelen ve birbirlerinden tamamen farklı pek çok dilde konuşan yirmiden fazla etnik grup, etnik ve sosyo-kültürel bütünleşme neticesinde ortak bir kültür meydana getirmişler ve “Kafkas Kültür Alanı” adı verilen bu kültür dairesi içinde Kafkasya Halkları adıyla tanınmışlardır. Bu halkları birbirlerinden ayıran en büyük fark linguistik farklılıktır. Türk, İran ve Kafkas dil ailelerine mensup dillerde konuşan Kafkasya halklarını konuştukları dillere göre şu biçimde sınıflandırmak mümkündür. I-KAFKAS DİLLERİ
II- TÜRK DİLLERİ
III- İRAN DİLLERİ
Bugün siyasî, coğrafî, etnik ya da kültürel sınırlar açısından ele alındığında, karşımıza birbirinden farklı sınırlara sahip bir kaç Kafkasya tanımı çıkmaktadır. Coğrafyacılar Kafkasya’yı Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye bölmüşler, bölgenin tarihî, etnik, sosyolojik yapısını derinlemesine bilmeyen siyaset bilimcileri de bu bölünmeyi kabul ederek Kuzey Kafkasya - Güney Kafkasya isimlerini literatüre sokmuşlardır. Günümüzde Rusya Federasyonu sınırları içinde kalan Kafkasya’yı “Kuzey Kafkasya” olarak adlandırarak, Kafkas sıradağlarının güneyinde kalan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’dan “Güney Kafkasya” biçiminde bahsetmek son derece yanlıştır. Bu bölgenin bilimsel literatürdeki gerçek adı Kafkas Ötesi’dir. Güney Kafkasya tabiri tamamenuydurmadır. Rusların bu bölgeye verdikleri “Zakavkaz”, İngilizlerin verdikleri “Transcaucasus”, Osmanlı ve Arapların verdikleri “Mavera-i Kafkasya” adları Güney Kafkasya değil, Kafkas Ötesi anlamındadır (Tavkul 1997: 11). Gürcistan’a bağlı özerk cumhuriyet ve bölge statüsündeki Abhazya ve Güney Osetya ise etnik ve kültürel coğrafya açısından Kafkas Ötesi’nin değil, Kafkasya’nın bir parçasıdırlar. Kafkasya’nın kendine özgü etnik ve sosyal yapısını analiz edemeyen, Kafkasya halkları arasındaki etnik ve kültürel bütünleşmenin farkında olmayan araştırmacı ve siyasetçilerin Kafkasya’yı kağıt üzerinde Kuzey ve Güney şeklinde ikiye bölmeleri, Kafkas Ötesinden “Güney Kafkasya” ve hatta giderek Kafkasya biçiminde bahsetmeleri asıl Kafkasya’nın etnik ve sosyo-kültürel yapısının gözlerden kaçmasına ve anlaşılamamasına yol açmıştır. Bu da Kafkasya’nın ve Kafkasya halklarının gerek bilimsel, gerekse siyasî alanlarda gerçek anlamda tanınmalarını engellemiştir. Dolayısıyla, Kafkasya’yı ve burada yaşamakta olan etnik grupları siyasî yaklaşımla değil, ancak sosyolojik yaklaşımla anlayıp değerlendirmek mümkündür. Kafkasya “Kafkas Halkları” adı verilen Adige, Abhaz-Abazin, Kabardey, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan halklarının yaşadığı etnik ve kültürel coğrafyanın adıdır. Kafkas halkları yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada benzer tarihî, etnik ve sosyo-kültürel şartlar altında birbirlerinden etkilenmişler ve birbirleriyle karışarak akraba topluluklar haline gelirken ortak bir Kafkas kültürü etrafında birleşmişlerdir. Bu bakımdan, Kafkasya halkları toplumsal yapı ve kültür açısından Kafkas Ötesi milletlerinden oldukça farklı özellikler taşımaktadırlar. Rusya Federasyonunun güney kısmında yer alan Kafkasya coğrafî açıdan bir Avrupa ülkesidir. Kafkas sıradağları Kafkasya’yı Kafkas Ötesi’nden ayırırken, Avrupa sınırının da güneydoğu bölümünü oluşturmaktadır. Kafkasya’nın Jeopolitik Ve Stratejik Önemi Kafkasya Rusya için Avrupa ile Orta Asya arasında bir geçiş köprüsü olmasının yanı sıra, Karadeniz ve Hazar denizine kıyısının olması sebebiyle Rusya’nın Karadeniz – Boğazlar - Akdeniz yolu ile Süveyş Kanalına inebilmesine imkân sağlaması yönünden de, Rusya’nın stratejik menfaatleri açısından son derece önemli bir jeopolitik bölgedir. Kafkasların dağlık coğrafî yapısı bölgede çok az alternatif yolun ve ulaşım ağının bulunmasına imkân sağlamaktadır. Kafkas sıradağları Kafkasya ile Kafkas Ötesini, dolayısıyla Rusya Federasyonu ile Gürcistan ve Azerbaycan’ı birbirinden ayırırken, birbiriyle ilişkili bölgeler arasında direkt ulaşıma imkân vermemektedir. Kafkasya’dan Kafkas Ötesine sıradağların üzerinden aşarak geçebilen iki karayolundan biri Kuzey Osetya’dan Güney Osetya’ya ulaşımı sağlayan Daryal geçididir. Bu yol Rusya Federasyonu’ndan Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e ulaşımı sağlamaktadır. Dağıstan’dan Azerbaycan’a ulaşımı sağlayan Derbend geçidi ile de Rusya ve Kafkasya’dan Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye ulaşmak mümkündür. Rusya’nın hâlihazırda Karadeniz kıyısında küçük bir çıkış noktasının bulunması sebebiyle, Kafkasya’da etnik Rus nüfusunun çoğunlukta olduğu Krasnodar, Rostov ve Stavropol bölgelerinde istikrarlı yapının korunması Rusya’nın menfaatleri açısından önem taşımaktadır. Kafkaslar’da meydana gelebilecek büyük bir etnik çatışma ve savaş hâlinde Rusya’nın Karadeniz’e çıkış noktasını kaybetmesi durumunda, Karadeniz – Boğazlar – Akdeniz - Süveyş kanalı yolu ile sıcak denizlere çıkma imkânı ortadan kalkacak ve Rusya dünya pazarlarına ürün ihracında büyük zararlara ve kayıplara uğrayacaktır. Karadeniz ve Kafkasların özel jeostratejik konumu sebebiyle Rusya’nın Kafkasya’yı ve dolayısıyla Karadeniz’e çıkış noktasını elinde bulundurması ona büyük kolaylık ve imkân yaratmaktadır. Rusya Federasyonu içersinde kendine özgü tarihî, etnik ve sosyal yapısıyla özel bir konuma ve öneme sahip bulunan Kafkasya bölgesini şöyle karakterize etmek mümkündür:
“Glasnost” ve “Perestroyka”dan Günümüze Kafkasya 11 Mayıs 1918’de kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti Sovyetler tarafından rtadan kaldırıldıktan sonra, Sovyet Kızıl Ordusu Kafkasya’yı işgal ederek bölgeyi Sovyet hâkimiyeti altına aldı. Kafkasya Sovyet hâkimiyetine girdikten sonra, 1921 yılı Ocak ayında Sovyet yöneticileri Kafkasya’da “Dağlı Sovyet Özerk Cumhuriyeti” ve “Dağıstan Sovyet Özerk Cumhuriyeti” adlarıyla iki özerk cumhuriyet oluşturdular. İlk cumhuriyet Kabardey-Adige, Karaçay-Malkar, Çeçen-İnguş ve Oset bölgelerini içine alırken, ikinci cumhuriyet günümüzdeki Dağıstan sınırlarından oluşuyordu. Dağlı Özerk Sovyet Cumhuriyeti 1922 Ocak ayında parçalanarak 12 Ocak 1922’de Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi, 16 Ocak 1922’de Kabardin-Balkar Özerk Bölgesi, 27 Ocak 1922’de Adige Özerk Bölgesi kuruldu. Haziran 1922’de bu bölge Adige-Çerkes Özerk Bölgesi olarak değiştirildi. Ocak 1926’da Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi dağıtıldı. Onun yerine Çerkes Millî Bölgesi ve Karaçay Özerk Bölgesi adları altında iki yeni bölge oluşturuldu. Ağustos 1928’de Adige-Çerkes Özerk Bölgesi lağvedildi ve Karaçay-Çerkes Özerk bölgesi ile Adige Özerk Bölgesi kuruldu. Kasım 1936’da Kafkasya’daki bölge statüleri değiştirildi. Sovyetler Birliğinin 1936’da kabul edilen anayasasına göre Kafkasya dört özerk cumhuriyet ve üç özerk bölgeye ayrıldı. (Karça 1956: 37) Adige Özerk Bölgesi Krasnodar Eyaletine, Karaçay ve Çerkes Özerk Bölgeleri Stavropol Eyaletine bağlandı. Malkarlılar Kabardeylerle birlikte kurulan Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyetine dahil olurken Çeçen-İnguş ve Kuzey Osetya Özerk Bölgelerinin yerine Çeçen-İnguş ve Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyetleri oluşturuldu. Dağıstan da Özerk Cumhuriyet statüsü ile Kafkasya’daki yerini aldı. Sovyet hükümeti Kafkasya’da oluşturduğu özerk cumhuriyet ve bölge sınırlarını, bölge halklarını işbirliğine ve aralarındaki anlaşmazlıkları gidermeye yöneltecek biçimde değil, merkezin kontrolünü kolaylaştıracak şekilde değiştirip bozarak çizdi. Böylece Kafkasya halkları arasındaki rekabet ve uyuşmazlık daima körüklendi (Henze 1994: 70). Sovyetler Birliği’nin politik sisteminin Brejnev dönemiyle birlikte demokratikleşmesi bilhassa Gorbaçev döneminde millî etnik faaliyetlerin artmasını etkilemiş, bunun sonucunda Sovyet hükümeti siyasî problemlerle karşı karşıya kalmıştır. Kafkasya’nın içinde yer aldığı Rusya Federasyonu’nda bu süreç 1980’lerin sonlarından itibaren gözlenmiştir. Ancak Rusya Federasyonu’ndaki her bölgenin sosyal ve ekonomik gelişmesinin farklı oluşu, muhtelif tarihî şartlara ve etnik gruplar arasındaki değişik işbirliği tecrübelerine sahip olması farklı bölgelerde farklı etnik ve millî faaliyetlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu açıdan Kafkasya Rusya Federasyonu içinde kendine özgü bir görünüm sahnelemektedir. Kafkasya’daki etnik gruplar etnik millî şuurun, etno-politik elit ve aydınlar tabakasının gelişmesiyle birlikte geleneksel hayat tarzlarını da yüzyıllardan beri muhafaza etmektedirler. Kapalı toplum özelliğine sahip Kafkasya’daki etnik grupların sosyal yapıları, siyasî liderlerin siyasî hedefleri başarmalarını sağlayacak sosyal hareketliliği idare etmelerine de imkân tanımaktadır. Kafkasya’daki etnik grupların geleneksel kültürlerini titizlikle korumaları “Sovyet Etnik Politikası”na bir tepki olarak Sovyetler Birliği döneminde daha da güçlenmiştir. Günlük hayatta yaşatılan dil, gelenekler, âdetler gibi sosyal kurumları tahrip ve yok etme siyaseti güden Sovyet idaresinin baskısı Kafkasya halkları arasında değişik bir sonuç vermiştir. Geleneksel kültürün toplumsal fonksiyonları muhafaza edilerek genç nesillere Kafkas Kültürü Sovyet idaresine rağmen gizlice aktarılmıştır. Sovyetler Birliği’nin politik sisteminin demokratikleşmesi Kafkasyalı aydınlar tarafından geleneksel kültürlerinin meşruiyet kazanmasına imkân verecek bir fırsat olarak değerlendirilmiştir. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılması ve komünizmin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan özgürlük ortamı ve buna bağlı olarak gelişen bağımsızlık hareketleri Kafkasyalıların tarihlerine ve kültürlerine yeniden sahip çıkmalarına ve geçmişlerini keşfetmelerine imkân sağlarken, Kafkasya’da yaşayan çeşitli etnik gruplar arasındaki çatışmaları da su yüzüne çıkarmıştır. Kafkasya’daki etnik çatışmaların en büyük sebebi Çarlık Rusyasının Kafkasya’da uyguladığı “böl ve yönet” politikasının Sovyetler Birliği tarafından da aynı şekilde uygulanmasıdır. 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra Kafkas halklarını suni bir biçimde bölen ve aralarına sınırlar koyan Sovyet hükümeti Kafkas halkları arasındaki etnik çatışmaların baş provokatörüdür. Bugün de Rusya Federasyonu’nun aynı politikayı izleme yolunda olduğu gözlenmektedir. Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan özgürlük ortamı ve genel asayişsizlik de Kafkas halkları arasındaki milliyetçi hareketleri güçlendirmiş ve etnik çatışmaların kızışmasına sebep olmuştur. Etnik bilinç bütün Kafkasya’da çok güçlüdür ve her etnik grubun kendi anadiline bağlılık oranının yüksekliği ortak bir özelliktir. Sovyet sistemi istemeyerek etnik bilinci teşvik etmiştir. Sistemin çöküşü bu bilinci daha da artırmıştır. Gelecek konusunda endişe duyan bazı etnik gruplar kendi aralarında dayanışma yoluna girmişlerdir (Henze 1994: 68). Kafkasya’da bu siyasî ve toplumsal süreçler sonunda etnik çatışma ve savaşın eşiğine gelen bölgelerden biri Karaçay-Çerkes Cumhuriyetidir. KARAÇAY-ÇERKES CUMHURİYETİNDE ETNİK PROBLEMLER Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Etnik Kompozisyon Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde yaşayan etnik grupları “yerli halklar” ve “dışardan gelen halklar” olarak iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci grupta yer alanlar “Kafkas Kültür Dairesi”ne mensup olan ve yüzyıllar boyunca bir arada yaşayan, aralarında etnik ve sosyo-kültürel açılardan birlik ve benzerlik bulunan Karaçaylılar, Adigeler (Çerkesler) ve Abazalar’dır. İkinci gruptakiler ise bölgeye 17-19. yüzyıllar arasında istila, işgal ve sömürgeleştirme amacıyla gelen Nogaylar, Ruslar ve Rus Kazakları’dır. Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, birkaç köyde kendilerine Grek adını veren Rumlar ve Osetler de yaşamaktadır. 14.100 kilometrekarelik bir alanı kaplayan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin başkenti Çerkessk şehridir. Diğer önemli kentleri Karaçayevsk, Zelençuk, Üçköken, Cögetey Ayagı’dır. Bölgenin en önemli halkı olan Karaçaylılar Kafkas dağları üzerinde ve derin vadilerde yer alan köylerde yaşamaktadırlar. 1920’li yıllarda Sovyetler’in “Kollektivizm” politikası gereği, dağ köylerinde yaşamakta olan pek çok Karaçay ailesi düzlüklere göç ettirilerek buralarda kurulan yeni köylere yerleştirilmişlerdi. Karaçaylıların yaşadıkları başlıca köyler şunlardır: Elbruz dağının batı eteklerinde yer alan Hurzuk, Uçkulan ve Kart Curt köyleri Karaçaylılar’ın en eski yerleşim birimleridir. Duvut vadisinde yer alan Duvut ve Cazlık köyleri bugün hemen hemen tamamen terkedilmiş durumdadır. Bu köylerde hayvancılıkla geçinen birkaç Karaçay ailesi yaşamaktadır. Hudes ırmağının Kuban’a karıştığı noktada Karaçaylılar’ın Taşçı adını verdikleri Elbrusskiy’de de Karaçaylılar yaşamaktadır. Kurort Teberdi, Ogarı Teberdi, Töben Teberdi (Sıntı), Taşköpür, Ogarı Mara, Töben Mara köyleri de Karaçaylılarla meskundur. Kuban ve Teberdi ırmaklarının birleştiği noktada kurulan Karaçayevsk (Karaçay Şahar) adlı kentte de nüfusun büyük bölümünü Karaçaylılar oluşturmaktadırlar. Karaçayevsk’in kuzeyinde yer alan Kosta Hetagurova köyünde bölgeye 19. yüzyılda Osetya’dan göç eden Osetler yaşamaktadır. Daha kuzeyde, Kuban ırmağı kıyılarında yer alan Kumuş, Sarı Tüz, Cögetey adlı yerleşim birimlerinde de Karaçaylılar bulunmaktadır. Bölgenin kuzey-doğusunda yer alan Kızıl Kala, Kızıl Pokun, Eltarkaç, Tereze, Ishavat, Kiçi Balık, Elkuş adlı köylerle, Üçköken kenti de Karaçaylılar’ın yerleşim birimleridir. Batıdaki Arhız, Morh, Davsuz, Kobu Başı köyleri de Karaçaylılarla meskundur. Laba vadisindeki Phiya, Zagedan, Damhurts köylerinde de Karaçaylılar’ın yaylaları ve “koş” adı verilen çiftlikleri bulunmaktadır. Karaçaylılar ayrıca Çerkessk kenti civarında ve Çerkessk’te de yoğun bir biçimde yerleşmişlerdir. Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki diğer bir önemli etnik grup olan Adigeler (Çerkesler), Gitçe Zelençuk ırmağı vadisinde yer alan köylerde yaşamaktadırlar. Bu bölgedeki Adigeler, Kabardey ve Besleney kabilelerinden oluşmaktadırlar. Aslında Kabardeyler’in bir parçası olan Besleneyler, bu bölgeye Kabardey’den göç ederek yerleşen ve prensleri Beslan’ın adını alarak kendilerine Besleney adını veren bir Adige boyudur. 1795-1825 yılları arasında Rus ordularının işgaline uğrayan Kabardey bölgesinden batıya göç eden pek çok Adige köyü, prenslerinin yönetiminde bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan bölgelere yerleşmişti. “Haciretler” olarak adlandırılan bu Kabardey göçmenleri bölgede 67 köy kurmuşlardı. Bunların büyük bir bölümü 1864 yılında Türkiye’ye göç ettiler. Geri kalanlar günümüzde şu köylerde yaşamaktadırlar:[1]
Bölgenin bir başka önemli etnik grubu olan Abazalar Adigeler ile birlikte Zelençuk vadisinde yer alan köylerden başka, Kuban kıyılarında yer alan birkaç köyde yaşamaktadırlar. Bölgedeki Abaza köyleri şunlardır:
19. yüzyıl sonlarında Zelençuk vadisinde yer alan Kabardey-Besleney (Adige) köylerinin etnik kompozisyonu farklı bir durum arzediyordu. 1884 yılında E.D. Felitsın’ın tespit ettiğine göre Adige köylerindeki etnik dağılım şu şekildeydi:
Bölgeye dışardan gelen halklardan olan Nogaylar, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin kuzeyinde yer alan düzlüklerde kurulu köylerde yaşamaktadırlar. Nogay köylerinin adları şunlardır:
Cumhuriyetin batı bölgelerinde yer alan Zelençuk, Urup, Kurcinovo köyleri Rus Kazakları’nın yoğun oldukları yerleşim birimleridir. Ancak son yıllarda Karaçaylılar gerek toprak-ev gibi mülk sahibi olma yoluyla, gerekse bu bölgelere yerleşme yoluyla bölgenin etnik yapısındaki dengeyi kendi lehlerine çevirmiş bulunmaktadırlar. Özellikle Zelençuk kentinde Karaçay nüfusu son yıllarda oldukça artmıştır. 1959-1989 yılları arasında Karaçay-Çerkes bölgesinde yaşamakta olan etnik grupların nüfus dinamiklerini şu tabloda görmek mümkündür:
Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Bağımsızlık Hareketleri 1918 yılında kurulan Birleşik Kafkasya Cumhuriyetinde yer alan Karaçay-Malkar Türkleri bu cumhuriyetin Sovyetler tarafından yıkılmasından sonra ikiye ayrıldılar. Karaçaylılar 12 Ocak 1922’de kurulan Karaçay-Çerkes özerk bölgesi içinde yer alırken, Malkarlılar da 16 Ocak 1922’de kurulan Kabardin-Balkar özerk cumhuriyeti idaresi altına alındılar (Tavkul 1993: 20). Bu iki cumhuriyetin kurulması sırasında Sovyetler “böl ve yönet” politikasını uygulamaya dikkat ettiler. Dil, tarih, kültür ve etnik köken açısından aynı halk olan Karaçay-Malkarlılar sunî bir biçimde ikiye parçalandılar. Sovyetler aynı şekilde kendilerine Adige adını veren Çerkes halkını da üç ayrı özerk cumhuriyet ve bölgeye ayırarak onların da ileride birleşme tehlikesini önlemeyi planladı. Böylece Çerkeslerin iki kabilesi olan Kabardey ve Besleneyler Karaçay-Çerkes özerk bölgesi idaresi altına alınırken, Karaçaylıların bir parçası olan Malkarlılar da Kabardeylerin büyük kısmı ile birleştirilerek kurulan Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyetine bağlandılar. 1926 yılında Karaçaylılara özerklik verilerek Kafkas dağları üzerinde Karaçay Özerk Bölgesi kuruldu. 1943 yılına kadar Sovyet rejimine karşı defalarca ayaklanan Karaçaylılar özellikle 1920-30’lu yıllarda kollektifleştirme hareketine karşı çıkarak kurdukları çetelerle Sovyet ordusuna karşı aylarca Kafkas dağlarında silahlı mücadeleye giriştiler. Sovyetlerin kollektifleştirme hareketleri Kafkasya’nın diğer bölgelerine göre Karaçay’da çok kanlı savaşlarla geçti. Karaçaylılar Sovyet rejimine karşı sürdürdükleri bu silahlı mücadeleler yüzünden Sovyet hükümeti ve özellikle Stalin tarafından “komünist rejimin amansız düşmanları” olarak nitelendiriliyorlardı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas dağlarında ayaklanarak millî direnişe geçen Karaçaylılar kurdukları silahlı çetelerle Sovyet Kızıl Ordusunu ve NKVD birliklerini imha ederek Almanların yanında Sovyetlere karşı savaştılar. 1943 yılı yazında Almanların yenilerek Rusya’dan çekilmelerinin ardından 12 Ekim 1943 günü toplanan Sovyetler Birliği Yüksek Prezidyumu Karaçaylıları vatan haini ve düşman işbirlikçisi ilan ederek topyekûn Kafkasya’dan Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmelerini kararlaştırdı. 2 Kasım 1943 günü Karaçaylılar yediden yetmişe hayvan vagonlarına doldurularak Kafkasya’dan sürüldüler. Karaçaylılar Sovyet tarihinde vatanlarından topyekûn sürülen ilk halktırlar. Onları 1944 yılında Malkarlıların, Çeçen-İnguşların, Kırım Tatarlarının ve Ahıskalıların sürgünü izledi. Karaçaylılar sürgüne gönderildikten sonra toprakları Gürcüler ve Çerkesler arasında paylaştırıldı. Özerk bölge sınırları yeniden çizildi. Karaçaylıların bir daha asla Kafkasya’ya dönmeyecekleri düşünülerek yer adları bile değiştirildi. 14 yıl boyunca Kafkasya’dan uzakta sürgünde yaşayan Karaçay halkı Stalin’in ölümünden sonra 1957 yılında Kruşçev tarafından affedilerek vatanlarına geri dönmelerine izin verildi. Karaçay halkının bir kısmı Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan’daki sürgün yerlerinde kalırken büyük çoğunluğu Kafkasya’ya geri döndü. Ancak bu geri dönüş çözülmesi güç sosyal, siyasî, ekonomik ve etnik problemleri de beraberinde getirdi. Kafkasya’ya dönen Karaçaylıların ekonomik ve manevi durumları çok kötü şartlardaydı. Sürgün sonrasında Gürcü-Svanların ve Çerkeslerin talanına uğrayan eski Karaçay köylerinde tek bir sağlam ev bırakılmamıştı (Tavkul 1992: 34). Sürgün öncesinde özerk bölge statüsünde olan Karaçay’ın özerkliği geri verilmedi ve 1922 yılında olduğu gibi Karaçay bölgesi Çerkes ve Abazalarla birleştirilerek yeniden Karaçay-Çerkes özerk bölgesi kuruldu. Özerk bölgenin kurulmasıyla birlikte Karaçaylılar ile Çerkes-Abaza, Rus-Kazak etnik grupları arasında etnik ve siyasî problemler yeniden ortaya çıkmaya başladı. Karaçay halkı sürgünden döndüğü halde Sovyet hükümeti tarafından itibarı iade edilmemiş ve siyasî hakları geri verilmemişti. Sürgün sonrasında Karaçaylılar otuz yıl boyunca Sovyet resmî belgelerinde hâlâ “vatan haini”, “haydut-çeteci” olarak tanımlanıyorlardı. Kimlik kartının ve pasaportunun milliyet hanesinde “Karaçaylı” yazan bir kimsenin devlet kademelerinde yükselmesine imkân yoktu. Kendi özerk bölgesindeki hiçbir idarî kadroya Karaçaylılar tayin edilmiyordu. 1982 yılında Bölge Parti Komitesi tarafından yayımlanan bir kitapta Karaçaylıların vatan haini oldukları vurgulanarak komünist rejime karşı olan düşmanlık ve sadakatsizlikleri anlatılıyor ve Çerkeslerle Rusların Karaçaylılara karşı tavır almaları isteniyordu (Sheehy 1990: 18). 1976-1982 yılları arasında Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesinde yayımlanan Rusça “Leninskoe Znamya” gazetesinde Karaçaylıların güvenilmez, rejime karşı, vatan haini bir halk oldukları konusunda bir çok makale yazılarak bölgede yaşayan Çerkes, Abaza ve Rusların bütün Karaçay halkına karşı olumsuz tavır almaları sağlandı. Sovyet basını da Karaçaylıların rejim düşmanı ve vatan haini oldukları hakkında asılsız iddialar yayımlayarak bu propagandaya yardımcı oldu. Karaçaylılar üzerlerine sürülen bu lekeyi temizlemek ve siyasî haklarını elde edebilmek amacıyla Azret Orus önderliğinde “Camagat” adı verilen siyasî örgütü kurdular. Camagat örgütünün çalışmaları sonucunda Sovyet resmî makamları 12 Ekim 1943 yılında Karaçaylıların sürgüne gönderilmeleri ilgili kararın hatalı olduğunu kabul ettiler ve Karaçaylılara atılan iftiraların haksız olduğunu Karaçay halkı sürgünden döndükten ancak 32 yıl sonra, 14 Kasım 1989 tarihinde açıkladılar. Azret Orus liderliğindeki Camagat örgütü bununla yetinmedi ve Karaçayın Çerkes ve Ruslardan ayrılarak müstakil özerk cumhuriyet olması yolunda bir mücadeleye girdi. 70.000 imza toplayarak Karaçay bölgesinin özerkliğinin geri verilmesi için Sovyetler Birliği hükümetine karşı bir kampanya başlatan Camagat örgütü şu faaliyetleri organize etti:
17 Kasım 1990’da Karaçay Halk Temsilciler Meclisi’nin düzenlediği kongrede Karaçay Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak bu karar Sovyet hükümeti tarafından resmen kabul edilmedi. Karaçaylıların bağımsızlık ilan etmeleri yalnızca bölgede yaşayan Çerkes ve Abazalar arasında değil, Rus ve Rus Kazakları arasında da gerginlik yarattı (Tavkul 1993: 21). Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Rusya Federasyonu sınırları içinde kalan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesine Özerk Cumhuriyet statüsü verilmesi de Karaçaylıların bağımsızlık isteklerini yatıştırmadı. Camagat örgütü 1412 delegenin katıldığı Karaçay Halk Temsilcileri Kongresi’nin ardından 13 Haziran 1991’de Karaçay Halk Kongresi’nin olağanüstü toplantısını düzenledi. Bu faaliyetler bölgedeki diğer etnik gruplar arasında tekrar huzursuzluk doğmasına yol açtı. Adige (Çerkes)ler 1926 yılında sahip oldukları kendi özerkliklerinden bahsederlerken, bunlara tepki olarak 1991 Aralık ayında Rus Kazakları bir kongre düzenleyerek Kazak Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve Stavropol Bölgesi ile bir birlik oluşturmasını gündeme getirdiler. Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde yaşamakta olan Rus Kazakları daha da ileri giderek cumhuriyetin adının “Yukarı Kuban” olarak değiştirilmesini, cumhuriyetin adındaki etnik millet adlarının kaldırılmasını teklif ettiler. 1991 yılında kurulan Dünya Çerkes Birliği adlı teşkilatın Adige, Karaçay-Çerkes ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetlerinde yaşamakta olan Çerkeslerin tek Cumhuriyet ve ortak sınırlar içinde toplanarak Kabardey’den Karadenize kadar uzanan bölgede Adige (Çerkes) Devleti kurma çalışmalarına girişmesi Karaçaylılar ile Çerkesler arasındaki etnik gerilimi arttırdı. Dünya Çerkes Birliği adlı teşkilatın merkezi Çerkeslerin yüzde on nüfusa sahip olduğu Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin başkenti Çerkessk’e taşınarak, buradaki Çerkeslere Adige ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetlerinde yaşamakta olan Çerkesler tarafından destek verilirken, Abazaların da Çerkeslerle kaynaşması amaçlandı. 1992 Mart ayında yapılan bir referandumda Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamakta olan çeşitli etnik gruplara mensup halkın % 78’i cumhuriyetin birliğinin korunması yönünde oy kullandı. 1992 Haziran ayında yapılan referandumda ise Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin birliğinin korunmasını isteyenlerin oyları % 89’a yükseldi. Bu durum cumhuriyetin Karaçay, Çerkes, Kazak Cumhuriyeti gibi cumhuriyetlere bölünmesini isteyen ve bu uğurda mücadele eden etnik örgütlerin fikirleri ve faaliyetleri ile çelişiyordu. Referandum sonuçları değişik etnik gruplara mensup halkın büyük çoğunluğunun cumhuriyet topraklarının bölünmesini isteyen örgütleri desteklemediğini ortaya koyuyordu. Buna Karaçaylıların da büyük çoğunluğu dahildi. Ancak 1992 Ağustos ayı içinde Karaçay Halk Meclisi toplanarak Rusya’dan bağımsızlık kararı aldı. Bağımsız Karaçay Cumhuriyetinin meclisini kurma çalışmalarını başlatan Karaçaylılara ilk destek Çeçen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cohar Dudayev’den geldi. Karaçay’a gelerek Karaçayevsk şehrinde halk meclisinin toplantısında bir konuşma yapan Dudayev Çeçenlerin her zaman Karaçaylıların yanında olduklarını bildirdi. 1993 yılından itibaren Karaçay bölgesinde yer alan Rus köylerinin ahalisi köylerini terk ederek Rusya’ya göç etmeye başladılar. Boşalan köylere dağlık bölgelerdeki köylerde yaşayan Karaçaylılar yerleştiler ve bir kaç yıl içinde Karaçay nüfusu Kafkas dağlarından Çerkessk şehri sınırlarına kadar uzanan bölgeye yayıldı. 1993 yılı Kasım ayında Rusya hükümeti İkinci Dünya Savaşında “Vatan haini”, “Çeteci”, “Haydut” suçlamaları ile Orta Asya ve Sibirya’ya sürgüne gönderilen Karaçay halkının itibarının iade edildiğini resmen ilan etti ve sürgünde zarar görenlere tazminat ödeneceğini açıkladı. 1994 Haziranında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yeltsin bir kararname yayınlayarak sürgünden zarar gören Karaçay halkının ekonomik ve kültürel hayatının geliştirilmesi için Rusya Federasyonu hükümeti tarafından destek sağlanacağını bildirdi. Bağımsızlık yanlısı Karaçay örgütlerinin faaliyetlerinden ve Karaçaylıların müstakil cumhuriyetlerini ilan etmelerinden çekinen Kazak, Rus ve Çerkes etnik gruplarının liderleri 1995 yılı Şubat ayında Yeltsin’e başvurarak Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin idarî kontrolünün eskiden olduğu gibi yeniden Stavropol Bölgesi’ne verilmesini istediler. 1995 Mayıs’ında Yeltsin Sovyetler Birliği döneminden beri Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi’nin yöneticisi eski bir komünist olan Karaçaylı V. Hubiyev’i Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak tayin etti. Bu arada yapılan parlamento seçimlerinde komünistler seçimi kazanarak Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti parlamentosunda en çok sandalyeyi elde ettiler. Bu seçim sonuçları aslında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlık hayalleri peşine düşen Karaçay, Çerkes, Rus-Kazak etnik grup örgütlerine ve liderlerine bölge halkının verdiği bir cevaptı. 1996 yılı Mart ayında Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin Anayasası kabul edildi. Anayasaya göre yasama, yürütme, yargı organları olarak cumhurbaşkanı, millî meclis, hükümet ve mahkemeler tayin edildi. Cumhurbaşkanının dört yılda bir seçilmesi kararlaştırıldı. 1996 yılı Temmuz ayında parlamentodan geçen bir kanuna göre Karaçay, Çerkes, Abaza, Nogay ve Rus dilleri Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin resmî dilleri olarak kabul edildi. Rusça’nın etnik gruplar arasında ortak anlaşma dili ve resmî belgelerde kullanılacak tek dil olması kanunlaştı. 22 Eylül 1998’de Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde ilk demokratik cumhurbaşkanlığı seçimini mümkün kılacak bir kanun çıkarıldı. 1999 yılı Mayıs ayında cumhurbaşkanlığı seçiminin gündeme gelmesi Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde yaşayan etnik gruplar arasında var olan gerilimi yükseltti. Seçimler öncesinde Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde çok sayıda terörist eylemler gerçekleştirildi. Seçimlerde en şanslı adaylardan biri Karaçay kökenli emekli general Vladimir Muhammedoviç Semenov, diğeri ise Adige (Çerkes) kökenli Stanislav Derev idi. Karaçay aday Semenov 1997 yılına kadar Rusya Federasyonunun Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapmış ve Çeçen-Rus savaşındaki Çeçen yanlısı tutumu sebebiyle emekliye sevk edilmişti. Çerkes aday Derev ise Çerkessk şehri belediye başkanı idi ve votka ticareti yapıyordu. 1997 yılında Çerkessk şehrinin belediye başkanlığı seçimini kazanan Derev, önceleri kimyasal ürünler üreten bir fabrikada mütevazı bir bölüm şefi iken, birkaç yıl içinde bölgenin en zengin adamlarından biri haline geldi. Çerkessk’te kurduğu “Merküri” adlı firma aynı adla ürettiği maden sularını, çeşitli votka markalarını ve eşyaları Rusya’nın büyük şehirlerinde pazarlayarak muazzam gelir elde etti (Rotar 1998). Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin ancak % 10’unu meydana getiren Çerkes (Adige) etnik grubuna mensup olmanın kendisi için zayıf bir nokta oluşturduğunu bilen Derev Karaçay halkının sempatisini toplamak için Çerkessk şehrinde, 1943 yılında sürgüne gönderilen Karaçay halkı için bir anıt inşa ettirdi. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimi için Derev asıl yatırımını cumhuriyetin yaklaşık % 40’ını oluşturan etnik Ruslar üzerine yaptı. Çerkeslerle birlikte Abaza ve Rusların da oylarını alacağını hesaplayan Derev, belediye başkanı seçildiğinde yardımcılığına bir Rus’u tayin etti ve “Rus Kazaklarının İşlerinden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı” sıfatını verdi. Sovyetler Birliğinin yıkılmasının ardından Ruslar Karaçay-Çerkes cumhuriyetinde azınlık olarak hissetmeye başlamışlar ve Rusya’ya göçleri hızlanmıştı. Rusya Derev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin Moskova’nın bölgedeki menfaatlerine ters düşmeyeceğini, Rusya ile sıkı iş bağlantıları olan bir işadamının cumhurbaşkanı seçildiğinde ayrımcı bir politika izlemesinin gerçekçi olmayacağını, Derev’in bir Çerkes milliyetçiliği yapmasının mümkün olmadığını düşünüyordu. Ancak Karaçaylılar ile Çerkesler arasında yüzyıllardır var olan gizli çekişmeyi bilen Rusya, Derev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin Karaçaylıların müstakil cumhuriyet kurma isteklerini provoke edeceğinden endişe ediyordu. Karaçay-Malkarlılar 1997 yılında Nalçik’te Kabardin-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adige cumhuriyeti liderlerinin imzaladığı üç cumhuriyetin parlamentoları arasında Parlamentolar arası Konsey kurulması anlaşmasına karşı çıkmışlardı. Karaçay halk teşkilatı “Alan” üç cumhuriyetin parlamentoları arasında kurulan böyle bir ittifakın Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı olduğunu bildirdi. Aslında Karaçay-Malkarlılar böyle bir birliğin ileride “Büyük Çerkezistan” oluşturma fikri peşinde olan bir Adige (Çerkes) ittifakına dönüşeceğini düşünüyorlardı. Derev’in cumhurbaşkanı seçilmesi halinde her üç cumhuriyetin cumhurbaşkanlığı Adigelerin elinde olacaktı. Böyle bir durum karşısında Karaçay-Malkarlılar da kendi cumhuriyetlerini kurmak üzere birleşerek mücadeleye başlayacaklardı. Karaçay-Malkarlıları daha önce olduğu gibi Çeçenlerin yine destekleyecekleri muhakkaktı. Bu gergin ortam içersinde 16 Mayıs 1999’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Karaçaylı aday Vladimir Semenov kazandı. Resmî sonuçlar Semenov’un oyların % 85’ini aldığını gösterirken, Çerkes aday Stanislav Derev’in % 12’de kaldığını gösteriyordu. Seçimi kaybeden Çerkes aday Derev, seçimi kazanan Semenov’un Türkiye’nin ajanı olduğunu iddia etti ve sonuçların iptal edilmemesi durumunda “savaş çıkaracağı ve cumhuriyeti böleceği” tehdidinde bulundu. Semenov’u Pan-Türkist siyaset izlemekle suçlayan Derev “Büyük Çerkezistan’ı Kurma” idealini dile getirirken Türkiye’de yaşayan Çerkes asıllıları da Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti topraklarına getirmekten söz ediyordu. Rusya Federasyonu Başbakan vekili Sergey Stepaşin Derev ve Semenov’u acilen Moskova’ya çağırarak görüştü. Boris Yeltsin bölgede etnik çatışma tehlikesinin ve gerginliğin tırmanması üzerine, İçişleri Bakan Yardımcısı İvan Golubev’i Karaçay-Çerkes Cumhuriyetindeki temsilcisi olarak atadı. Bu arada Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Seçim Komisyonu, üyeler arasındaki görüş ayrılıkları sebebiyle resmî sonucu onaylayamadı. Üyelerden bir bölümü Semenov’un oyların % 85’ini aldığı seçimin onaylanmasını isterken diğerleri buna karşı çıktı. Komisyon Başkanı Musa Psihamadov seçimlerin sonucuna Rusya Yüksek Mahkemesinin karar vermesini istedi. 22 Mayıs 1999’da Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin Rusya temsilcisi olan ve seçimlerin ilk turunda elenen başkan adayı Muhammad Kaytov’a başkent Çerkessk’de suikast düzenlenmesi üzerine cumhuriyetteki güvenlik güçlerini takviye eden Moskova’nın bölgeye tanklar da gönderebileceği, ayrıca Rusya Başbakanı Sergey Stepaşin’in bölgeye gideceği bildirildi. Moskova’daki muhalefet liderlerinden Aleksandır Lebed Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin Kafkasya’da ikinci bir Çeçenistan olabileceği uyarısında bulunması dikkatleri bu bölgeye çekti. Seçimleri kazanan Karaçay aday Semenov ise halkın kararını sandıkta verdiğini belirtti ve cumhuriyette yaşayanların kışkırtmalara kapılmayarak barışı korumaları çağrısı yaptı. 25 Mayıs 1999’da Başbakan Stepaşin’in Karaçay-Çerkes Cumhuriyetini ziyaretinden sonra eski cumhurbaşkanı Vladimir Hubiyev ve Başbakan Anatoli Ozov istifa ettiler. Onların yerine geçici Devlet Başkanı olarak Parlamento Başkanı İgor İvanov atandı ve Rusya Merkez Seçim Komisyonu ile Rusya Yüksek Mahkemesinin kesin kararı beklenmeye başladı. 1999 yılı Haziran ayı başlarında Rusya Merkez Seçim Komisyonu seçimi Karaçaylı Cumhurbaşkanı adayı Semenov’un % 85 oy oranıyla kazandığını resmen ilân etti. Seçimi kaybettiğini gören Derev 16 Haziran 1999’da Karaçay-Çerkes cumhuriyetinin bölünmesini istedi. İki halk arasında etnik gerilim gittikçe tırmanmaya başladı ve 13 Ağustos 1999’da Çerkesler Karaçay-Çerkes cumhuriyetinden ayrılma yemini ettiler. 4 Eylül 1999’da Çerkessk’te Karaçaylılar ile Çerkesler arasında silahlı çatışma çıktı ve yaralananlar oldu. Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Semenov ve Derev’i biraraya getirerek görüştü ve Rusya Yüksek Mahkemesi sonuçlara ilişkin kesin karar alıncaya kadar Semenov’un devlet başkan vekili, Derev’in de onun vekaleten yardımcısı olmasını teklif etti. Putin’in “Siz aynı tarihi paylaşıyorsunuz. Sizin bölünmenize yönelik her türlü çaba cumhuriyetiniz, bütün Kafkasya ve Rusya için yıkıcı ve zarar verici sonuçlara yol açacaktır” demesine rağmen Derev teklifi reddetti. Çerkessk’te düzenlenen bir mitingde Derev taraftarlarını sonuna kadar mücadele etmeye, Çerkes Özerk Cumhuriyetini oluşturmaya ve Semenov’a tâbi olmamaya çağırdı. 17 Eylül 1999’da Çerkes ve Abazalar özerklik için oylama yaptılar. Karaçay-Çerkes cumhuriyetinden ayrılarak Rusya’ya bağlı Stavropol eyaleti içersinde bir özerk bölge oluşturmak istediklerini açıklayan Çerkeslerin bu kararının hiçbir hukukî anlam taşımadığı Itar-Tass ajansı tarafından duyuruldu. Bunun üzerine Çerkessk şehrindeki hükümet binası Çerkes göstericiler tarafından kuşatıldı. Ancak Karaçaylı cumhurbaşkanı Vladimir Muhammedoviç Semenov yemin ederek görevine başladı. Karaçay-Çerkes Cumhuriyetindeki seçmenlerin % 85’inin oylarını alarak beş yıllık bir süre için büyük farkla cumhurbaşkanı seçilen Semenov’a Rusya hükümeti bir yıllık görev süresi tanıdı ve bu süre sonunda referanduma gidileceğini açıkladı. Çerkes ve Abazaların Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinden ayrılacaklarını ilan etmelerinin ardından Rusya’nın aldığı bu karar Karaçaylıların tepkisini çekti ve bölgedeki durumu yeniden gerginleştirdi. 2001 yılı Ocak ayı başlarında Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin başkenti Çerkessk şehrinde Karaçay ve Malkar örgütlerinin birlikte düzenledikleri bir kongre gerçekleştirildi. İki farklı cumhuriyette yaşamakta olan her iki halk da etnik ve kültürel varlıklarını koruyabilmek amacıyla 140 delegeyle bu konferansa katıldılar. Konferans “Alan” ve “Karaçay Halkının Bölgelerarası Birliği” adlı Karaçay sivil toplum örgütleri ile “Malkar Avazı” (Malkar Sesi) ve “Malkar Sosyal Organizasyonu” adlı Malkar sivil toplum örgütlerinin işbirliğiyle düzenlendi. Konferansta Karaçay ve Malkar halklarının tek ve aynı halk oldukları vurgulanırken, Karaçay-Malkar Türkleri “tarihî olaylar neticesinde iki coğrafî bölgeye bölünmüş tek bir etnik grup” olarak tanımlandı. Konferans yaklaşık on yıldan beri Adigey, Karaçay-Çerkes ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetlerinde yaşamakta olan Çerkeslerin sürdürdükleri “Büyük Çerkezistan” devletini kurma çalışmalarına bir tepki olarak toplanmış ve Karaçay-Malkar Türklerinin birliğini sağlama amacını hedef almıştı. “Büyük Çerkezistan Devleti”ni Kurma Çalışmaları Rusya Federasyonuna bağlı Krasnodar eyaleti içinde yer alan Adige Cumhuriyeti’ndeki çeşitli Adige teşkilatları Karaçay-Çerkes ve Kabardin-Balkar cumhuriyetlerinde yaşamakta olan Adigeler (Çerkesler) ile birlikte Abhaz ve Abazaları da kapsayan “Büyük Çerkezistan” devletinin hayali peşindedirler. Slav kökenli nüfusun çoğunlukta olduğu bir Kafkas cumhuriyeti olan Adige Cumhuriyetinde politik ve idarî mevkiler Adigelerin hâkimiyetinde olmakla birlikte etno-politik durum kararlı bir yapı göstermektedir. Türkiye, Ürdün, Suriye, Kosova gibi Adige diasporasında yaşayan Adigelerin ata yurtlarına dönmelerine imkân veren yasalar meclisten başarıyla geçirilmiştir. Ancak 1998 Haziranında toplanan ve Rusya’ya sadakatiyle bilinen “Adigey’in Slav Halkları Kongresi” Adige Cumhuriyetinin statüsünün 1991 öncesinde, yani Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi Rusya’ya bağlı özerk bölge statüsüne indirilmesi için bir referandum teklif etmiştir. Bu durum cumhuriyetin % 70’ini oluşturan Ruslar ile % 23’ünü oluşturan ve yönetimde söz sahibi olan Adigeler arasında gerginlik yaratmıştır. “Büyük Çerkezistan” devletini kurma ideali peşinde olan Adige teşkilatları bu devletin sınırları içine Karadeniz kıyısında yaşamakta olan Şapsığları ve Kuzey Osetya’ya bağlı Mozdok şehrindeki hristiyan Kabardeyleri de dahil ederek Kabardeyden Karadenize kadar olan bölgede “Büyük Adigey (Çerkezistan)” devletini oluşturma çabasına girişmişlerdir. Adigeler arasındaki bu yeni milliyetçi hareket 1992 yılının Mart ayında Rusya Federasyonunu ciddî olarak tehdit etmeye başladı. Bu tarihte Kabardin-Balkar Cumhuriyetinin başkenti Nalçik’te düzenlenen Adige Halkı Konferansı Adige (Çerkes), Abhaz ve Abaza halklarının yaşamakta oldukları Adige, Karaçay-Çerkes, Kabardin-Balkar cumhuriyetleri ile Gürcistan’a bağlı Abhazya özerk cumhuriyetinin birleşmesi konusunu tartışıp karara vardı. Aynı toplantıda Krasnodar eyaleti içinde Şapsığ Çerkesleri için bir millî bölge kurulması oylandı. Rusya’nın federal sınırlarına karşı bir meydan okuma olarak kabul edilen bu davranış Rusya’nın tepkisine yol açtı. Ancak Adigeler “Büyük Çerkezistan” ideallerinden geri adım atmadılar. 1992 yılı Ağustos ayında Abhazya ile Kabardey-Balkar Cumhuriyeti bir dostluk ve işbirliği anlaşması imzaladılar ve anlaşma gereğince Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Abhazyanın Sohum, Pitsunda ve Oçamçira limanlarından Karadeniz’e açılma imkânını elde etti. Rus makamları Rusya Federasyonuna dahil olan bir özerk cumhuriyet ile Gürcistan’a bağlı bir özerk cumhuriyet arasında böyle bir anlaşma yapmanın yasal olmadığını açıkladılar (Nissman 1995). Adige siyasî teşkilatları olan Adige Millî Kongresi, Kabardey Halk Kongresi ve Adige Hase gibi organizasyonların Kafkasya’daki mevcut sınırlarda yeni düzenlemeler ve düzeltmelere gidilmesi yönündeki istekleri 1994 yılı Aralık ayında başlayan Çeçen-Rus savaşına kadar Moskova tarafından saçma ve önemsiz olarak değerlendirildi. Son yıllarda Adige Cumhuriyetinin parlamentosunun aldığı üç aşamalı bir karar Krasnodar eyaletindeki var olan etnik dengeyi tehdit eder duruma geldi. İlk olarak Adige Cumhuriyeti parlamentosu Krasnodar eyaleti yönetimine, Karadeniz kıyısında yaşamakta olan Şapsığlar için özel bir bölge kurulmasını teklif etti. Adige parlamentosu ikinci olarak Adige Cumhuriyetinin sınırlarında bir değişikliğe gidilerek, Krasnodar eyaleti içinde bir ada görünümünde olan cumhuriyetin doğu sınırlarının Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti ile, güney sınırlarının ise Abhazya ile birleştirilmesini teklif olarak sundu. Adige parlamentosunun kendi anayasasını kabul etmesi ise Krasnodar eyaletinde hassas dengeleri sarsan üçüncü aşama oldu. Krasnodar eyaleti yönetiminin başkanı Y.M. Haritonov 15 Nisan 1995’te yaptığı bir açıklamada Şapsığlara özerklik verilmesi konusunda Krasnodar eyaletinin değil, Moskova’nın söz sahibi olduğunu açıkladı (Nisman 1995). Bundan iki ay sonra Krasnodar eyaletinde söz sahibi olan Kazak gruplarından “Kuban Vatanseverler Kongresi” Adige Cumhuriyetinin sınırlarında yapılacak her türlü değişikliğe karşı çıkacaklarını açıkladı. Kuban Vatanseverler Kongresi Adige Cumhuriyeti sınırlarının Karaçay-Çerkes ve Abhazya Cumhuriyetleri ile birleştirilmesinin Kafkasya’da bir müslüman devletler kuşağı ya da Hazar denizinden Karadenize kadar Kafkasya’da bir islam devleti meydana getirme fikriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Ancak Adige Cumhuriyetinin bu teklifi önceden planlanmış bir stratejinin bir parçası ve öncelikle Batı Kafkasya’da Büyük Çerkezistan devletinin kurulmasının ilk adımıydı. Adige Cumhuriyeti Meclisi (Hase) 1996 yılında aldığı bir kararla 19. yüzyılda gerçekleşen ve 1864 yılında sona eren Kafkas-Rus savaşlarını “soykırım” olarak tanıdı. Bu savaşlar neticesinde sayıları iki milyonu bulan ve büyük çoğunluğunu Çerkesler (Adigeler) ile Abhazların oluşturduğu Kafkasya halkları Osmanlı İmparatorluğu topraklarına sürgün edilmiş, Kafkas göçmenleri Balkanlara, Anadoluya ve Orta Doğuya dağıtılmışlardı. Adige Cumhuriyeti Meclisinin bu savaşları ve sürgünü soykırım olarak tanımasının ardından, sürgün edilen Çerkeslerin torunlarının ata yurtlarına dönüş hakkı gündeme geldi. Adige Meclisi 29 Mayıs 1997 günü kabul edilen bir yasa ile Kafkas-Rus savaşları sırasında yurtlarını terketmek zorunda kalanların torunlarına ata yurtlarına dönüş imkânını tanıdı. 1 Ağustos 1998’de Kosova’da yaşamakta olan 101 Adige ata yurtlarına dönüş yaparak Adige Cumhuriyetine yerleştirildiler. 4 Mayıs 1999’da 23 Kosovalı Adige daha Adige Cumhuriyetinin başkenti Maykop’a getirilerek yerleştirildiler. Kurulması planlanan “Büyük Çerkezistan” devleti düşüncesi Rusya Federasyonu’nun ve Gürcistan’ın dikkatinin bu bölgede toplanmasına yol açarken, bu etnik hareketten en fazla Karaçaylılar ve Malkarlılar rahatsız oldular. Çünkü kurulması planlanan Büyük Çerkezistan devleti onların topraklarını da içine alıyordu ve Karaçay-Malkarlılar bu devlet içinde ancak bir özerk bölgeye sahip olabiliyorlardı. Büyük Çerkezistan Devleti’nin kurulmasının gündeme gelmesiyle, müstakil Karaçay ve Malkar Cumhuriyetlerinin kurulmasının ve ileride bunların birleşmesinin mücadelesini veren Karaçay ve Malkar örgütlerinin halk arasındaki destekçilerinde bir artış gözlendi. Sonuç: Doğal nüfus artışları Çerkes ve Abazalardan fazla olan Karaçaylılar son yıllarda bölgenin nüfus oranlarını da kendi lehlerine çevirmeye başladılar. Örneğin 1979-1989 yılları arasında Abaza nüfusu yüzde 14.6, Çerkes nüfusu yüzde 12.7 artarken Karaçay nüfusu yaklaşık yüzde 20 artışa sahipti. 1989 sonrası bu durumun Karaçaylıların lehine artarak devam ettiği gözlenmiştir. Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki gergin siyasî ortam ve ekonomik kriz bölgede yaşamakta olan Rus, Ukraynalı, Ermeni gibi etnik grupların bölgeden göç etmelerine yol açmaktadır. Son bir kaç yılda 24.000 Rus ve Ukraynalı daha bölgeden Rusya Federasyonu topraklarına göç etmiştir. Çerkes, Abaza ve Rus-Kazak etnik hareketlerinin temsilcilerine göre bölge için en büyük tehlike nüfusun ve yerleşim yerlerinin değişen etnik kompozisyonudur. Nüfus analizleri Karaçay Türklerinin nüfusunun diğer etnik gruplara göre hızla artmakta olduğunu göstermektedir. Bu artış kırsal kesimde çok daha fazladır. Sosyal ve siyasî krizlerin etkisiyle Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde genel sosyal ve ekonomik durum gerginliğini korumaktadır. Endüstriyel yatırımların üretim kapasiteleri % 30 civarındadır. 1990 yılından beri Rusya Federasyonu’nda sanayi iki kat küçülürken, bu oran aynı dönemde Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde altı katı bulmuştur. Ziraat endüstrisinde bu oran yedi kattır. Özellikle Karaçaylıların geleneksel hayat tarzları ve temel ekonomik kaynakları olan koyun yetiştiriciliği ve bununla bağlantılı sektörler en zor dönemi yaşamaktadır. Federal bütçe yardımları son üç yılda % 30’dan % 85’e çıkmıştır. Ekonomik kriz içinde olan cumhuriyette işsizlik oranı % 80’e ulaşmıştır. Son altı yılda halkın satın alma gücü beş kat azalmıştır. Mahallî etnik cemiyetlerin ve örgütlerin faaliyetlerinin “Sovyet döneminde baskı altında tutulan halkların itibarlarının iade edilmesi” yönünde gelişmesi, değişik etnik grupların başında yer alan millî liderlerin bu hakların elde edilmesini temel kanunî hak ve hedef olarak ele almalarına yol açmıştır. Bu hareket bölgesel otoriteleri mahallî etnik örgütlerle birlikte davranmaya zorlamıştır. Söz gelimi, Çerkes ve Abazaların cumhurbaşkanı adayı, Çerkessk şehrinin belediye başkanı Derev’in Çerkes ve Abazaları cumhuriyetten ve dolayısıyla Karaçaylılardan ayırarak Stavropol Bölgesi idaresi altına alma teşebbüsü, Karaçay kökenli eski cumhurbaşkanı Hubiyev’in 1991 yılında Karaçay Halk Kongresi toplantısına başkanlık etmesi bu tür davranışlar arasındadır. Mahallî etnik örgütlerin faaliyetlerini aynı hızla sürdürmeleri Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki istikrarı ve siyasî yapıyı uzun bir süre gergin durumda bırakacak gibi görünmektedir. Ancak halkın sağduyulu davranışları etnik gruplar arasındaki çatışma ve savaş tehlikesini şimdilik önlemektedir. Kaynakça
---------------------------------------- [1] Parantez içindeki isimler bu köylere Sovyet döneminde verilen isimlerdir. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||













