|
KARAÇAY HALKININ EFSANEVİ ATASI DESTAN KAHRAMANI
KARÇA
Doç. Dr. Ufuk TAVKUL
Karaçay-Malkar destanları içinde en önemli yeri tutanlardan biri, Karaçay halkının ceddi sayılan Karça’nın destanıdır. Halk arasında hikâye ve rivayet biçiminde anlatılan bu destanın manzum şekli de vardır. (Tavkul 1990a: 56)
Tarihî gerçeklik yönünden fazla güvenilir olmamakla birlikte, halktan derlenen hikâye, rivayet ve destanlar Karaçay halkının efsanevî ceddini Karça adında bir beye dayandırır. Çeşitli zamanlarda ayrı kişilerden derlenen bütün rivayetlerde Karça, Karaçay halkını derleyip toparlayan ve onları bugünkü yurtlarına yerleştiren, o halka adını veren ilk bey olarak karşımıza çıkar.
Destan ve rivayetlerde Karça adının anlamı konusunda ortak bir fikir yoktur. Kimi rivayetlerde onun bir cenaze dolayısıyla yas tutmak için giydiği kara giyimlerinden dolayı Karça olarak adlandırıldığı ileri sürülürken, kimi rivayetlere göre yeni doğduğunda kar gibi bembeyaz olduğu için ona “kar gibi” anlamına gelen Karça adının verildiği anlatılmaktadır. Bazı rivayetlere göre ise Karça adı eski Türkçede “güçlü, kuvvetli” anlamına gelmektedir (Hasanlanı 1994: 233). Karça adının Türk kültür sahasında yaygın bir isim olan Karaça adından geldiği ileri sürülebilir. Kıpçaklardan Macarlara da geçmiş olan Karaça adına 1469 yılında Macaristan’ın Kolozs vilayetinde yaşayan voyvodalar (prensler) arasında da rastlanmaktadır (Rasonyi 1973: 109). Karça adı, Kırım Hanlığında hanın danışmanı olarak önemli bir yere sahip olan “Karaçi Beyleri”nin adından gelen bir isim olarak da düşünülebilir. Nogay destanlarında Karaşa olarak karşımıza çıkan bu isim “asker, muhafız” anlamlarına gelmektedir (Sikaliyev 1994: 82). 16. yüzyılda Kabardey prensleri arasında da Karaşay Mırza adını taşıyan prenslere rastlanmaktadır (Kabardino-Russkie otnoşeniya v XVI-XVII.vv. 1957: 383).
Destanda anlatıldığına göre Karça, yanına Adurhay, Budyan ve Navruz adlı arkadaşlarını alarak, beraberlerindeki kabile ile birlikte Kırım’dan Kafkasya’ya gelir. Bu sırada onlara, yanındaki altmış aile ile birlikte Kırım’dan gelen Botaş da katılır. Karça’nın liderliğindeki kabile Kafkas dağlarına sığınarak, Elbruz Dağı’nın doğu eteklerindeki Bashan (Baksan) vadisinin yukarı kısımlarına yerleşir ve orada yaşamaya başlar.
Karça bir gün Bashan Irmağı üzerine bir köprü yaptırmak ister. Ancak, köprü yapılırken suya düşen yongaları, ırmağın aşağı taraflarında yaşamakta olan Kabardeyler fark ederler. Kabardey prensi Kaytuk Oğlu Aslanbek dağlarda kendisine vergi vermeden yaşayan bir kabilenin yerleştiğini anlar ve askerleri ile birlikte Bashan Irmağı’nın yukarısına çıkarak Karça’nın kabilesiyle yaşadığı yeri bulur. Kaytuk Oğlu Aslanbek Karça’nın kendisine vergi vermesini ister. Karça bunu kabul etmez ve gelen elçileri geri gönderir. Kabardeyler Karça’nın kabilesine saldırarak savaşırlar ve Karça yenilir. Bunun üzerine Karça Kafkas Dağları’nın ardında yaşayan Gürcü-Svan halkından yardım ister. Svanlar yardım olarak Karça’ya asker ve silâh gönderirler. Karça’nın Svanlardan yardım aldığını öğrenen Kabardey prensi Kaytuk Oğlu Aslanbek Karça’nın barış şartlarını kabul eder. Buna göre, Kabardeyler Karça’ya ondan gasbettikleri hayvan sürülerini ve esir aldıkları adamları geri vereceklerdir. Kabardeyler Karça’dan esir aldıkları adamları geri verirken iki savaşçının eksik olduğu görülür. Savaşta ölen bu iki kişinin yerine Kabardeyler Kaytuk soyunun Dohşuk sülâlesinden ve Tambiy soyundan iki delikanlıyı, Kafkas geleneklerine göre kan borcu karşılığında Karça’nın kabilesine evlât olarak verirler. Bunlardan Karaçay’da Tohçuk ve Tambiy adlı iki soy meydana gelir. Bir süre sonra Karça kabilesini alarak Elbruz Dağı’nın doğusundaki Bashan vadisinden, Elbruz Dağı’nın batısındaki Yukarı Kuban vadisine göç eder ve halkı orada çoğalarak Karaçay halkını meydana getirir.
Karça’nın destanının halk arasında yaşayan manzum şekli ise şöyledir: (Tavkul 1990a: 57)
|
Karaçay-Malkar Türkçesi
Batır Karça Karaçaynı başı edi
Üyü anı kara soslan taşdan edi
Halkı bla Ullu Bashanda caşay edi
Buday, arpa, tarı sürüb aşay edi
Kıyınlıkda halkın cavdan saklay edi
Üsün teşib bir keçeni catmay edi
Hanla, biyle çabuvuldan ot salsala
Sabanladan halkı hayır tabmay edi
Kara koynu tav sırtlaga caygan edi
Kiyik eçkini kütü etib salgan edi
Asker cıyıb Kaytukları kelgenelle
Ala tavda caşaganın bilgenelle
Çurum izleb Kaytuk ulu aylana edi
Karça marab anga sadak atmay edi
Kaytuklanı zalimliklerine açuvlansa
Bashan suvdan arı beri atlay edi
|
Türkiye Türkçesi
Kahraman Karça Karaçay’ın başıydı
Onun evi siyah granit taşındandı
Halkıyla Ullu Bashan’da yaşıyordu
Buğday, arpa, darı ekip yiyordu
Zor günlerde halkını düşmandan koruyordu
Üzerini soyunup bir gece bile yatmıyordu
Hanlar, beyler saldırıp ateşe verseler
Ekinlerinden halkı faydalanamıyordu
Kara koyunları dağ yamaçlarına yaymıştı
Yabanî keçileri evcilleştirmişti
Asker toplayıp Kaytuklar gelmişlerdi
Onların dağda yaşadıklarını öğrenmişlerdi
Bahane arayıp Kaytuk oğlu dolaşıyordu
Karça gözetleyip ona ok atmıyordu
Kaytukların zalimliklerine öfkelendiğinde
Bashan Irmağı’ndan oraya buraya atlıyordu
|
|
Bir kün Karça sabanlaga atlansa
İlipini közüne az körünüb
Ne boldu deb sora alga karasa
Tura edi ortasından bölünüb
Kaygı etib karasa va ne körsün
Kaytuklanı sarı Aslanbekni askeri
Töben tardan cetib kele edi ürülüb
Ol zamanda Karça alay aythandı:
-Men öllükme sizni bla küreşib
Men beralmam canım savlay Bashanda
Elimi sizge tuvra eki üleşib
Sizden kaçıb tav tübüne kirgenbiz
Endi küreşmey bizni bılayda koyuguz
Asker küç bla horlab alabız desegiz
Bir da tolmaz sizni atlagan coluguz-
Kaytuk ulu Karçanı aythan sözlerin
Ne azçık da aruv kabıl körmedi
Batır Karça alay bolsa da alaga
|
Bir gün Karça tarlalara gittiğinde
Kanaldaki su gözüne az görünüp
Ne oldu diye ileri baktığında
Duruyordu ortasından bölünüp
Endişelenip baktığında ise ne görsün
Kaytukların sarı Aslanbek’in askerleri
Aşağı geçitten geliyorlardı dizilip
O zaman Karça şöyle söyledi:
-Ben öleceğim sizinle mücadele ederek
Ben veremem canım sağ iken Bashan’da
Köyümü size tam ikiye bölüp
Sizden kaçıp dağ eteklerine girdik
Artık uğraşmayıp bizi burada bırakın
Asker gücüyle yenip alırız derseniz
Hiç bitmez sizin gittiğiniz yol
Kaytuk Oğlu, Karça’nın söylediği sözleri
Hiç hoş karşılamadı
Kahraman Karça, öyle olsa da onlara
|
|
Ne adamın ne da malın bermedi
Alayda kazavat başlalla uruşub
Kılıçlanı birbirine tutuşdurub
Öşünleni birbirine buruşdurub
Zorçulanı urub cıgıb kuruşdurub
Kaytuk askerle ızlarına kaçdıla
Savutların atıb atıb tas bolub
Savutlanı Bashan eline çaçdıla
Karça cengdi ol uruşda baş bolub
Kaytukları Karça bla caraşırga
Dagıda köb keleçile iyelle
Caraşmasa alay hapar berelle
Uruşurga entda ala süyelle
Karça aytdı: -Ogay endi caraşalmam
Kaytuk uluna adam cesir beralmam
Alay aytıb bizge kelgen kişini
Konak etib konak kibik köralmam
Tav elleden men bir adam beralmam
|
Adamını da malını da vermedi
Orada savaşa başladılar vuruşarak
Kılıçları birbirine çarpıştırarak
Göğüsleri birbirine dayayarak
Yağmacıları vurup devirip öldürerek
Kaytuk’un askerleri geri kaçtılar
Silâhlarını atıp atıp kaybolup
Silâhları Bashan köyüne dağıttılar
Karça yendi o savaşta lider olup
Kaytuklar Karça ile anlaşmak için
Yine çok elçiler gönderiyorlar
Anlaşmazsa şöyle haber veriyorlar
Savaşmayı yine onlar istiyorlar
Karça söyledi:-Hayır artık anlaşamam
Kaytuk Oğlu’na adam, esir veremem
Böyle söyleyerek bize gelen kimseyi
Misafir edip misafir gibi göremem
Dağ köylerinden bir adam bile veremem
|
|
Kabartıdan manga kelse cüz kişi
Artıklıkga ayhay da men tözalmam
Savut tuta biled sizde erkişi-
Kaytukları keldile bir kün konakga
Köb karalla Karça cok edi elinde
Kaytuklanı allarına kabakdan
Botaş çıkdı savutları belinde
-Ne kerekdi Kabartı biyle sizge?
Kaytuk ulu alay aytıb söleşdi:
-Mal berigiz, casak berigiz siz bizge
Botaş bılay aytıb cuvab bergendi:
-Kaytuk ulu, Karça uvga ketgendi
Karça bügün elde cokdu bilesiz
Elni manga amanat etgendi köresiz
Karça bolmay sanga cuvab beralmam
Ol sözüngü bir da kabıl köralmam
Köbdü cüyüshan,bizni bla küreşme
Horlarma deb bizni bla öçeşme
|
Kabardey’den bana gelse yüz kişi
Kötülüğe ben tabiî ki dayanamam
Silâh tutmayı bilir sizde er kişi
Kaytuklar geldiler bir gün misafirliğe
Çok baktılar Karça yoktu köyünde
Kaytukların önlerine köyden
Botaş çıktı silâhları belinde
-Ne lâzım Kabardey prensleri size?
Kaytuk Oğlu şöyle söyleyip konuştu:
-Mal verin, vergi (haraç) verin siz bize
Botaş böyle söyleyip cevap verdi:
-Kaytuk Oğlu, Karça ava gitti
Karça bugün köyde yok biliyorsunuz
Köyü bana emanet etti görüyorsunuz
Karça olmadan sana cevap veremem
O sözünü hiç mümkün göremem
Çoktur prens, bizimle uğraşma
Yenerim diye bizimle iddialaşma
|
|
Tüzde koymay tav tübüne cıygansız
Mallarıbıznı tar kulaklaga tıygansız
Biz turabız keçe kün da catmayın
Tavlaga çaçılıb birbiribizni tabmayın-
Ala murat etdile uruş açarga
Batır Botaşnı kıyınlıkga salırga
Karça bolmay Karçanı elin alırga
Adamın sürüb üyün malın çaçarga
Ma alayda kazavat tebredi toy kibik
Adamla catalla kırılgan koy kibik
Ertdenlikden künortaga uruş bardı
Anga şagat bolub kalgan Bashan tardı
Kaytuk ulu ongsuz boldu küçü cetmedi
Batır Botaş bir cesir da bermedi
Karça uvda aylana turganlay
Kazavatnı ol tüşünde körgendi
Uvçuları bla terk oguna cetgen edi
|
Ovada bırakmayıp dağ dibine sürdünüz
Hayvanlarımızı dar vadilere kapattınız
Duruyoruz gece gündüz yatmadan
Dağlara dağılıp birbirimizi bulamadan
Onlar niyetlendiler savaş açmaya
Kahraman Botaş’ı zor durumda bırakmaya
Karça yokken Karça’nın köyünü almaya
Adamlarını sürüp, evini malını dağıtmaya
İşte orada savaş başladı düğün gibi
Adamlar yatıyorlar mahvolan koyunlar gibi
Sabahtan öğlene kadar savaş sürdü
Ona şahit olan Bashan geçididir
Kaytuk oğlu kudretsiz oldu gücü yetmedi
Kahraman Botaş bir esir bile vermedi
Karça avda dolaşırken
Savaşı o rüyasında gördü
Avcıları ile hemen yetişmişti
|
|
Kılıçı bla kökde oyun etgen edi
Karça alayda kök titirey kıçırdı:
-Kaçma itden tuvgan kerti biy eseng
Mınça sayın kelgening sanga bolmaymıdı?
Tileb alsang aç karınıng toymaymıdı?
Süye eseng bizni horlab alırga
Uruş bla ayak tübge salırga
Beri aylan da kara Bashan avuşuna
Tıngılaçı kılıçımı tavuşuna
Kaçsang da koymam
Izıngdan sürüb barmay
Keçe cuklamam seni canıngı almay
Munu eşitdile Kaytukları ketdile
Karçadan korkub har aythanın etdile
Bir kün Karça elden örge çıkgan edi
İşley edi taş başında olturub
Altınlı şkokga ok ete edi kadalıb
Ok orunga ot kuya edi tolturub
|
Kılıcı ile gökyüzünde oyunlar yapmıştı
Karça orada göğü titreterek haykırdı:
-Kaçma köpeğin soyu, gerçek bey isen
Bu kadar geldiğin sana yetmiyor mu?
İsteyip alsan aç karnın doymuyor mu?
İstiyorsan bizi yenip almayı
Savaşarak ayak altına almayı
Dön bu tarafa da bak Bashan geçidine
Dinlesene kılıcımın sesini
Kaçsan da bırakmam
Peşinden sürüp gitmeden
Gece uyumam senin canını almadan
Bunu duydular Kaytuklar gittiler
Karça’dan korkup her söylediğini yaptılar
Bir gün Karça köyden yukarı çıkmıştı
Çalışıyordu kaya başında oturup
Altın işlemeli tüfeğe kurşun yapıyordu
Kurşun haznesine barut dolduruyordu
|
|
Karaganda bir köb asker kele edi
Bashan tarını colları karalıb
Saklavul kengden kuvgun bere edi
Sıbızgıla sogayelle taralıb
Kaytuk ulu alay aytdı şapasına:
-Karça unamadı aythanımı eterge
Bar nögerle al da mayna Karçaga
Ögüzlerinden bersin bizge keserge
Siz dagıda alay aytıgız Karçaga
Kaytuklanı küçlerin bügün körlükse
Bermeseng a ol taş başında öllükse
Süymeseng da ögüzleni berlikse-
Alay aytıb şapasın ol cibergendi
Şapa kelib Karçaga hapar bergendi
Karça anı sırtına kart itni bayladı
Kabartı biyge tıyınşlıga itni sayladı
Cüyüshan saklay edi iygen şapasın
Ögüzle keltirlikdi
|
Baktığında bir çok asker geliyordu
Bashan geçidinin yolları kararıp
Gözcü uzaktan haber veriyordu
Kavallar çalınıyordu hüzünlenip
Kaytuk Oğlu şöyle söyledi hizmetkârına:
-Karça kabul etmedi söylediğimi yapmayı
Git yanına arkadaşlar alıp Karça’ya
Öküzlerinden versin bize kesmek için
Siz yine şöyle söyleyin Karça’ya
Kaytukların gücünü bugün göreceksin
Vermezsen o kaya başında öleceksin
İstemesen de öküzleri vereceksin
Öyle söyleyip hizmetkârını o gönderdi
Hizmetkâr gelip Karça’ya haber verdi
Karça onun sırtına yaşlı köpeği bağladı
Kabardey prensine lâyık olarak köpeği seçti
Prens bekliyordu gönderdiği hizmetkârını
Öküzleri getirecek
|
|
Ne öltürüb ne korkutub
Bir zamanda keldi cüyüshannı şapası
Bir ullu ser kart itni sırtına költürüb
-Karça sanga alay aythandı cüyüshan
Alırsa atangı canı üçün ögüzle
Cüyüshanlanı aşavları tavukdu
Kart itni aşasın andan ese zavukdu
Sen sabiyligingden
Tavuk şorpa bla ösgense
Köb ongsuznu başınbu tavlada kesgense
Endi bılaydan ketala eseng kısha ket
Kannı kaynatmaunutulmagandı bizde bet
Endi keleçi iyseng aruv köralmam
Kart itni aşıgın da beralmam
Bu kart itni baş cartısın ala bar
Seni atang Kaytuklanı Karaga
Men ıylıgama bügün sizge barmayma
Barsam boynunga katın könçek baylarma
Seni böskününgü eki etib saylarma
Kaytuk biyçeleni içlerine kirib oynarma
|
Ya öldürüp ya korkutup
Bir süre sonra geldi prensin hizmetkârı
Bir büyük bunak yaşlı iti sırtında taşıyarak
Karça sana şöyle söyledi prensim
Alırsın babanın canı için öküzleri
Prenslerin yemekleri tavuktur
Yaşlı köpeği yesin daha lezzetlidir
Sen çocukluğundan beri
Tavuk çorbasıyla büyüdün
Bir çok güçsüzün başını bu dağlarda kestin
Şimdi buradan gidebiliyorsan hemen git
Kanımızı kaynatma unutulmadı bizde şeref
Artık elçi gönderirsen hoş karşılamam
Yaşlı köpeğin aşık kemiğini bile veremem
Bu yaşlı köpeğin başının yarısını al da git
Senin baban Kaytukların Kara’ya
Ben utanıyorum bugün size gitmiyorum
Gidersem boynuna kadın donu bağlarım
Senin vücudunu iki parçaya bölerim
Kaytuk hanımlarının içlerine girip oynarım
|
|
Karaçay-Malkar Türkçesi
Zalim boladı Kabartını biyleri
Tütün çıkmay kalgandıla
Karçanı algın caşagan üyleri
Endi Karça Karaçayda caşaydı
Kaytuk ulu sarı Aslanbek
Barırga col tabmay
Can-canın aşaydı
Endi katışmabız Kabartı bla kavgaga
Kaytuklanı köblerin tınkaytdık
Kabartı biylege savgaga
Mahtav bolsun Karça tuthan sadakga
Nalat bolsun, Kaytuk ulu nalatha
|
Türkiye Türkçesi
Zalim oluyor Kabardey’in prensleri
Artık duman tütmüyor
Karça’nın eskiden yaşadığı evlerden
Artık Karça Karaçay’da yaşıyor
Kaytuk Oğlu sarı Aslanbek
Gidecek yol bulamayıp
Kendi kendini yiyor
Artık karışmayız Kabardey ile mücadeleye
Kaytukların çoğunu geberttik
Kabardey prenslerine hediye olarak
Övgüler dizilsin Karça’nın tuttuğu oka
Lânet olsun, lânet Kaytuk oğluna
|
Karça, Kabardey prensi Kaytuk Oğlu Aslanbek’in baskısına dayanamaz ve halkına yeni yurtlar aramak için Botaş’ı Elbruz Dağı’nın batısına, Kuban Irmağı’nın doğduğu topraklara gönderir. Orada yaşamaya uygun verimli ve güvenli toprakların bulunması üzerine Karça ve halkının bir kısmı Bashan’dan Kuban Irmağı başına göç eder. Destanın son kısmı şöyledir: |