Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yönleriyle "Gürcistan" PDF Yazdır e-Posta

 

 

SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL YÖNLERİYLE
"GÜRCİSTAN"

 

Doç. Dr. Ufuk TAVKUL

Türk Kültürü, (351), 1992, 418-427. ss.

 



Yunan ve Latince’de İberya, İverya, İvisya; Arapça’da Curzar, Curya, Kurc, Al-Kurc; Avrupa’da Georgia; Rusça’da Gruzya; Türkçe ve Farsça’da Gürcistan adıyla tanınan bu ülkeye Gürcüler kendi dillerinde Sakartvelo adını verirler.

 

Bir Transkafkasya (Kafkas Ötesi) ülkesi olan Gürcistan’ın kuzeyinde Kafkasya (Rusya Federasyonu), güneydoğusunda Azerbaycan, güneyinde Ermenistan ve güneybatısında Türkiye yer almaktadır.

 

Gürcistan yaklaşık 69.700 km2’lik bir alanı kaplamaktadır. Bunun 8600 km2’si Abhazya Özerk Cumhuriyeti’ne, 2800 km2’si Acara Özerk Cumhuriyeti’ne, 3800 km2’si ise Güney Osetya Özerk Bölgesine aittir.

 

5.300.000 kişilik nüfusun % 69’u Gürcü, % 8.5’i Rus, % 9.7’si Ermeni, % 4.6’sı Azeri, % 1.7’si Abhazlar’dan oluşmaktadır. Osetler % 1 civarındadırlar (Zurabishivili 1987: 2).

 

COĞRAFî ÖZELLİKLER

 

Fizikî Coğrafya

 

Gürcistan’ın kuzey sınırını Büyük Kafkas Dağları belirlemektedir. Merkezî Gürcistan’da büyük bir tektonik çöküntü ve güneyde Küçük Kafkas Dağları yer almaktadır.

 

Gürcistan’ın iklimi çok değişiktir. Batı kesimleri eski Sovyetler Birliği’nin en çok yağış alan bölgesidir. Kıyıda 1000 mm olan yağış miktarı dağlarda 2500 mm’yi geçer. Kışların ılık, yazların sıcak geçtiği Gürcistan’da sıcaklık, bölgenin denizden uzaklığına ve yüksekliğine göre değişir. Alçak Kolhida düzlüklerinde palmiye, bambu, okaliptüs gibi astropikal bölgelere özgü ağaçlar yetişir. Alçak yamaçlarda meşe, kayın ormanları vardır. Daha yükseklerde bu ormanlar yerlerini köknar ve ladin gibi kozalaklı ağaçlara bırakırlar. Kuru olan doğu Gürcistan’daki stepler ise çıplaktır.

 

Beşerî Coğrafya

 

Gürcü milletini kısmen Gürcü kökenli halk kısmen de, bütün tarih boyunca coğrafî birlik, kader birliği, tarih birliği ve savunma birliği içinde bulundukları Gürcü olmayan bazı etnik unsurlar teşkil ederler. Asıl Gürcü unsurunu Kartlar (Kartvel, İmer, Gur, Acar, Hevsur) ile Megrel ve Svanlar temsil ederler.

 

Gürcü tipi genellikle saçı koyu renkli, gür sakallı ve çoğunlukla koyu renk gözlüdür. Açık renk gözlüler yüzde otuz civarındadır. Burunları çıkıntılı ya da düzdür. Bazı bölgelerde kısa boylu, tıknaz ve esmer Gürcü tipi de vardır.

 

Svan, Hevsur gibi Gürcü boyları kuzeyde, Kafkas dağlarının güney yamaçlarında yaşamaktadırlar. Batum civarında müslüman Acara’lar ve onların kuzeyinde Megreller bulunmaktadırlar. Çoğunluğu oluşturan Kartveller Tiflis civarındadırlar.

 

TARİH

 

Gürcülerin kendilerine verdikleri Kartvel adının, Gürcülerin ilk anayurtları olarak alınan ve Chaldeia (Kalde) ile ilgili olduğu sanılan Kardu’dan geldiği ileri sürülmektedir. Buna göre İberler, Chaldeia-Urartu camiasına dahil iken, M.Ö. VI. yüzyılda Van bölgesinden çıkarıldıktan sonra, kendilerinden önceki kavimleri kısmen kuzeye sürerek ve kısmen de onlarla karışarak Transkafkasya’ya yerleşmişlerdir.

 

III. yüzyılda İran ile Roma arasında savaş sahnesi haline gelen Gürcistan, IV. yüzyılda Bizans ile İran arasında taksim olundu. Bu devirlerde, belki Gürcülerden de önce bu bölgeye çok sayıda Türk unsurunun gelip yerleştiği görülmektedir. O zamanlar ve daha sonraları doğu Avrupa'’ın hâkim nüfusunu teşkil eden Hun-Bulgar, Avar gibi Türk boyları, buraya bazen akıncı ve bazen de müttefik sıfatı ile geliyor ve Gürcistan’ın yaylak ve kışlağa elverişli taraflarına yerleşiyorlardı. Gürcü vak’anüvisleri daha İskender zamanında (M.Ö. IV: yüzyıl) Kura (Kür) ırmağı boyuna Bunturki ve Kıpçak adlı iki Türk kavminin gelip yerleştiğinden bahsetmişlerdi.V-VI. yüzyıllarda Hun ve Hazar Türklerinin de Gürcistan’ı işgal ederek bu topraklara yerleştikleri bilinmektedir.

 

Abhaz kralı David II. (1089-1125) döneminde Kıpçak Türklerinden kurulu 50 bin kişilik bir ordu Kafkasların kuzeyinden Gürcistan’a gelerek Abhazların safında Gürcü prensliklerine karşı savaştılar. Gürcistan’da yerleşip kalan Kıpçak Türkleri 1117 yılından itibaren Orbelyanlar’ın yerine Kubasar sülalesini kurarak, Gürcü tarihinde büyük askerî, siyasî ve ekonomik rol oynadılar.

 

1387-1403 yıllarında Timur altı defa Gürcistan’a girerek uzun süre elinde tuttu. Bu işgaller sırasında ekonomik hayat alt-üst oldu ve Gürcistan Kartliya, Kahetiya ve İmeretiya adlı üç krallığa ve beş prensliğe ayrıldı.

 

1578 yılında Osmanlılar bütün Kafkas Ötesini ve Tiflis’i hakimiyetleri altına almışlardı. İran Şahı 1. Abbas (1587-1629) Osmanlıları bu bölgelerden çıkararak Kafkas Ötesinde hâkimiyeti ele geçirdi. Bu sırada binlerce Gürcüyü İranın uzak bölgelerine sürdü. 1658-1723 yılları arasında Gürcistan'ı İran şahlarının himaye ettiği genel valiler Tiflis’ten yönettiler. Fakat 1722 yılında Safevi hanedanının çökmesiyle Gürcistan yeniden Osmanlılar tarafından istila edildi. Bu defa da Osmanlıları Gürcistan’dan Pers hükümdarı Nadir Şah çıkardı. Nadir Şah Gürcistan’ı Bagratlıların Kakia sülalesinden gelen II.Teymuraz’a verdi. Böylece Gürcistan’da II.Teymuraz’ın hâkimiyeti başladı. Teymuraz 1762’de ölünce Kaheti kralı II. Erekle bütün doğu Gürcistan’ın kralı oldu. !774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca antlaşmasıyla Gürcistan’da Osmanlı etkisinin sınırlanmasıyla Rusya Gürcistan’ın müttefiki haline geldi.

 

1801 yılında Rus çarı I. Paul Gürcistan’ı Rusya’nın bir vilayeti olarak ilan etti. Bunu takip eden yıllarda Rusya bütün Gürcü prensliklerini ilhak etti. 1856 yılında Kuzey Gürcistan’da Svanetya’nın da ele geçirilmesiyle bütün Gürcistan’a sahip olan Rusya böylece Kafkasya milletlerini de arkadan kuşatmış oluyordu.

 

26 Mayıs 1918’de Gürcistan bağımsız bir devlet kurarak Almanların himayesine sığındı. Fakat 1: Dünya Savaşı sonunda, 1918’de Almanların yenilmesi üzerine İngilizler Gürcistan’ı işgal ettiler. Müttefikler 1920’de Gürcistan’ın bağımsızlığını tanıdılar. Fakat Gürcistan, Milletler Cemiyetine dahil edilmedi. 25 Şubat 1921’de Kızıl Ordu Tiflis’te Sovyet rejimini kurdu. 5 Aralık 1936’da, Sovyetlerin kurduğu ve Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan’dan oluşan Transkafkas (Kafkas Ötesi) Federal Cumhuriyeti dağıtıldı ve Gürcistan SSCB’nin asıl üyesi oldu.

 

Perestroyka döneminde bağımsızlığını ilan eden Gürcistan, Sovyetler Birliğinden ayrıldığını bildirdi ve onun yerine kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na katılmayı reddetti.

 

EKONOMİK YAPI

 

Gürcistan, ikliminin özellikleri sayesinde Sovyetler Birliği’nin en önemli tarım bölgelerinden biri olmuştur. Burada en önemlisi çay olmak üzere bir çok astropikal ürün yetişir. Sovyetler Birliği’nin çay üretiminin % 95’ini Gürcistan sağlamaktaydı. Gürcistan’da yetişen turunçgiller bütün Sovyetler Birliği üretiminin % 98’ini teşkil ediyordu.

 

Gürcistan sanayiinde madencilik büyük bir yer tutar. Kvirila vadisindeki Ciatura, dünyanın en geniş manganez yataklarına sahiptir. Tkibali ve Tkvarçeli’de kömür üretilir. Bu kaynaklar çok geniş olmamakla birlikte, yakın çevrede hiç kömür bulunmadığından büyük önem taşır. Doğuda Mirzaani yakınlarında petrol bulunmuştur. Batum’da önemli petrol rafinerileri vardır. Gürcistan’da ağır sanayi 1950’de Rustavi’de demir-çelik tesislerinin kurulmasından sonra gelişmiştir. Bu tesislerde, Sovyet döneminde Bakü petrol sanayiinde kullanılmak üzere özel çelik borular yapılmaktaydı. Gürcistan’ın makine sanayii Tiflis’te toplanmıştır.

 

Rustavi şehrinde metalurji ve kimya endüstrisi gelişmiştir. Kutais’te büyük kapasiteli bir kamyon fabrikası bulunmaktadır. Gürcistan metal işleme tezgâhları, gıda sanayii için ekipmanlar, tıp malzemesi, kafein ihraç etmektedir. Bugün Transkafkasya’daki en güçlü elektrik santrali İnguri hidroelektrik santralidir.

 

Gürcistan’ın ekonomik yapısında hayvancılık ve hayvancılığa dayalı yan ürünler önemli yer tutmaktadır. Gürcistan bu sayede, Sovyet döneminde diğer Sovyet cumhuriyetlerine göre yiyecek açısından kendi kendine yetebilen bir ülke özelliği taşımaktaydı. Gürcistan’da 1916-1980 yılları arasında hayvan üretimini şu tabloda görebiliriz (Radvanyi 1987: 218).

 

 

Yıllar

Sığır

İnek

Koyun

Domuz

1916

1922

1928

1937

1941

1951

1961

1966

1975

1980

1.301.000

1.150.000

1.592.000

1.760.000

1.607.000

1.473.000

1.486.000

1.514.000

1.513.000

1.556.000

445.000

355.000

485.000

541.000

575.000

345.000

585.000

602.000

592.000

611.000

1.866.000

1.180.000

2.035.000

1.742.000

2.194.000

2.458.000

2.084.000

2.174.000

1.985.000

2.041.000

377.000

388.000

471.000

702.000

615.000

498.000

585.000

574.000

746.000

951.000

 

Gürcistan’da Sovyet döneminde kolhoz ve sovhozların yanı sıra özel sektörün de hayvancılıktaki payı büyüktü. 1940-1979 yılları arasında Gürcistan’daki hayvan ürünlerinin üretimini ve bu üretimde devlet sektörünün payını şu tabloda görebiliriz (Radvanyi 1987: 219).

 

Yıllar

Et

Süt

Yün

Toplam

Kamu %

Toplam

Kamu %

Toplam

Kamu %

1940

1945

1950

1955

1960

1965

1970

1975

1979

75.000 ton

37.000 ton

51.000 ton

84.000 ton

91.000 ton

92.800 ton

104.200 ton

135.400 ton

138.500 ton

11

32

35

33

43

28

30

?

41

357.000 ton

266.000 ton

293.000 ton

414.000 ton

478.000 ton

470.000 ton

518.000 ton

575.000 ton

642.000 ton

11

17

28

37

45

39

42

?

46

3500 ton

3100 ton

4300 ton

3200 ton

4100 ton

4600 ton

4700 ton

5500 ton

5900 ton

60

80

86

89

70

54

57

?

47

 

1939 yılında Gürcistan ekonomisinde özel sektörün payı % 9.7 idi. 1970 ve 1981 yıllarında Gürcistan’da çiftlik ürünlerinde özel sektörün payı şu şekilde dağılmaktaydı (Radvanyi 1987: 220).

 

Ürünler

1970 %

1981 %

Hububat

28

26

Tütün

0.6

7

Patates

49

49

Sebze

57

50

Et

69

57

Süt

59

54

Yün

42

48

Turunçgiller

56

81

Üzüm

61

59

Çay

8

8

 

Çay. tütün ve hububat dışındaki ürünlerde özel sektörün payının yüksek olduğu dikkati çekmektedir. Bu durum, özellikle perestroyka döneminde Gürcü üreticilerin mallarını uzak Sovyet cumhuriyetlerinin pazarlarında yüksek fiyatlarla satarak iyi gelir elde etmelerine yol açmıştır.sek fiyatlarla satarak iyi gelir elde etmelerine yol açmıştır.

 

Bir örnek vermek gerekirse, Gürcistan’da yetiştirilen turunçgiller bütün Sovyetler Birliği üretiminin % 98’ini oluşturmaktaydı. Gürcistan’da yetiştirilen turunçgillerin % 81’i özel sektörün elindeydi. Bu durumda Sovyetler Birliği’nin turunçgiller ihtiyacının önemli bir bölümünü Gürcistan köylülerinin karşıladıkları anlaşılmaktadır. Bu da, turunçgillerin pazar fiyatını yükseltmekte ve onu yetiştiren Gürcistan köylülerine iyi gelir getirmekteydi.

 

Gürcistan ekonomisinin önemli gelir kaynaklarından biri de turizmdir. Karadeniz sahilindeki 300 kilometrelik kıyı şeridinde yer alan oteller ve dinlenme tesisleri Gürcistan’a her yıl çok sayıda turist çekmektedir. Özellikle perestroyka döneminden sonra Gürcistan dış turizmden oldukça iyi gelir elde etmiştir. Türkiye’ye açılan Sarp sınır kapısı da turist akımını kolaylaştırmıştır.

 

SOSYAL YAPI

 

Nüfus Değişmeleri Ve Nüfusun Özellikleri

 

Çarlık Rusyası’nda 1897 yılında yapılan nüfus sayımına göre Gürcistan’ın nüfusu 1.913.000 olarak tespit edilmişti. Nüfus artışının önemli derecede hız kazandığı tarih ise 1921 yılında başlamaktadır. 1921 yılından sonra Gürcistan’da görülen endüstriyel gelişme sebebiyle nüfus yoğunluğunun kırsal alanlardan kentlere kaydığı görülmektedir.

 

Yıllara göre Gürcistan’daki nüfus dinamizmi ile kent ve köylerdeki nüfus dağılımı şu şekildedir (Hinkiladze 1977: 29).

 

Yıllar

Genel Nüfus

KENTLER

KÖYLER

Nüfus

Genel Nüfusa Oranı (%)

Nüfus

Genel Nüfusa Oranı (%)

1897

1921

1926

1939

1959

1.913.900

2.410.500

2.677.200

3.540.000

4.040.000

312.200

475.000

594.200

1.066.000

1.712.900

16.3

20.0

22.0

30.0

42.0

1.601.700

1.935.500

2.083.000

2.473.810

2.331.100

83.7

80.0

78.0

70.0

58.0

 

İki dünya savaşı geçiren Gürcistan halkının savaşta uğradığı büyük nüfus kaybı ile bu yıllardaki doğum oranının doğal olarak düşüşü göz önünde tutulduğunda nüfus artışının yine de hızlı tempoyla sürdüğü görülmektedir. 1959 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre Gürcistan’da kilometrekareye düşen insan sayısı şöyledir:

 

Gürcistan : 58

Abhazya : 47

Acara : 82

Güney Osetya : 25

 

Tabiî şartların bölgelere göre değişiklikler göstermesi sebebiyle Gürcistan’da meskun yerler toplu olmayıp dağınıktır. Süreklcistan’ın % 60’ını kaplar. Geri kalan kısımlar ise yaylalar, dağlar ve ormanlardan oluşur. Bu bölgeler sürekli yaşamaya elverişli değildir.

 

Nüfusun kentlerde oturan bölümünün % 60’ı, 600 metre rakımın altında kalan sahalarda, % 35’i de 200 metre rakımın altında kalan sahalarda oturmaktadır.

Birbiriyle bitişik sürekli vadi ve düzlükler Gürcistan topraklarının % 47’sini oluşturur. Köy nüfusunun % 83’ü bu topraklarda oturmaktadır. Köylü nüfusun % 17’si ise dağlık bölgelerdeki vadilerde yaşamaktadır (Hinkiladze 1979: 31).

 

1976 yılından başlayarak Gürcistan Komünist Partisi ve Gürcistan SSC hükümeti, Gürcistan’ın dağlık bölgelerinin kalkındırılması amacıyla bir takım çalışmalara başladı. Bunun sonucunda Kuzey Gürcistan’ın dağlık bölgelerine daha fazla sanayi yatırımları yapılarak buralarda yeni endüstri kuruluşları ve hayvancılık merkezleri kuruldu. Dağlık bölgelerdeki yerleşim yerlerine yeni yollların bir sebebi ekonomikti. Dağlık bölgelerde yetiştirilecek olan et, süt, yün gibi ürünlerle Güney Gürcistan’ın üzerindeki ekonomik yük biraz hafifleyecekti. İşin sosyal yönü ise, 1970’lerden itibaren dağlık bölgelerden güneye başlayan iç göçü durdurmaktı. Çözüm olarak, dağlık bölgelerde daha çok iş imkânları yaratıldı. Özellikle kadınlar ve mevsimlik işçiler için yaratılan iş sahaları göçü oldukça hafifletti.

 

Kuzey Gürcistan’ın dağlık bölgelerindeki nüfus değişmelerini yıllara göre şöyle gösterebiliriz (Radvanyi 1987: 234).

 

Bölgeler

1926

1939

1959

1970

1979

1979/1926

Güney Osetya

Svanetya

Raça-Lehumi

Hevsur-Tuşetya

Toplam

Bütün Gürcistan

Dağlık Bölgeler Yüzdesi (%)

87.000

18.800

99.200

65.500

271.200

2.677.000

10.1

106.000

27.100

99.100

73.600

305.900

3.540.000

8.6

96.800

30.000

75.700

64.900

267.400

4.044.000

6.6

99.400

31.300

66.500

61.500

258.700

4.686.000

5.5

97.400

30.400

56.900

60.600

245.300

5.015.000

4.9

% 111.1

% 161.7

% 57.4

% 92.5

% 90.4

% 187.0

---

 

Yukarıdaki tablodan Kuzey Gürcistan’daki dağlık bölge nüfusunun, Gürcistan’ın toplam nüfusuna oranla, 1926-1979 yılları arasında yarıdan fazla bir azalmaya maruz kaldığı görülmektedir.

 

1926 yılında Gürcistan nüfusunun % 10.1’ini oluşturan dağlık bölge nüfusu 1979’da % 4.9’a düşmüştür. Bunun en önemli sebebi, biraz önce yukarıda bahsettiğimiz iç göçtür.

 

Kuzey Gürcistan’da halk denizden yüksekliği 400-2400 metreler arasında değişen bölgelerde yaşamaktadır. 1959-1979 yılları arasında bu bölgelerdeki nüfus dağılımını ve değişmeyi şu tabloda görebiliriz (Radvanyi 1987: 235).

 

 

Yükseklik

400-1000mt

1000-1600mt

1600-2000mt

2000-2400mt

Toplam

1959

Köy Sayısı

Nüfus

Nüfus Yüzdesi

 

419

140.338

% 52.5

 

570

104.481

% 39.1

 

215

19.849

% 7.4

 

47

2.768

% 1.0

 

1251

267.436

% 100

1970

Köy Sayısı

Nüfus

Nüfus Yüzdesi

 

438

145.747

% 56.4

 

531

94.714

% 36.6

 

183

16.381

% 6.6

 

33

1.905

% 0.7

 

1185

258.747

% 100

1979

Köy Sayısı

Nüfus

Nüfus Yüzdesi

 

445

150.865

% 61.5

 

511

82.915

% 33.8

 

166

10.404

% 4.2

 

15

1.226

% 0.5

 

1137

245.309

% 100

 

Demografik istatistik verilerine göre Gürcistan’da nüfus yoğunluğunun en düşük düzeyde bulunduğu bölgelerde kilometrekareye 5 ilâ 10 kişi, yoğunluğun en yüksek düzeyde bulunduğu verimli ovalarda 75-100 kişi düşmektedir.

 

Gürcistan halkının sosyal yapısı değişik kesimlerde farklılık gösterir. 1921 yılından beri Gürcistan’daki işçi kesimi ile diğer hizmetlilerin oranı 17 kat artmıştır. Bunların % 40’ını kadınlar oluşturmaktadır.

Gürcistan’da 10 bin kişiye düşen doktor sayısında yıllara göre şöyle bir gelişme vardır:

Yıllar

1940

1960

1970

1980

1984

Doktor sayısı

13.3

33.0

36.4

48.1

53.2


Gürcistan’da öğretimin çeşitli alanlarında öğrenim gören tüm öğrenci sayısı yıllara göre şöyle bir gelişme gösterir:

 

Yıllar

1960/61

1970/71

1980/81

1983/84

Öğrenci sayısı

893.000

1.349.000

1.487.000

1.591.000

 

Gürcistan’da öğrenim düzeyini şu tabloda görebiliriz:

 

Yaşları 10 veya 10’dan yukarı her 1000 kişiden yüksek ve orta öğrenimlilerin sayısı

Halk ekonomisinde çalışan her 1000 kişiden yüksek ve orta öğrenimlilerin sayısı

1939

1984

1939

1984

165

743

163

902

 

Gürcistan’ın sınıf yapısını ve 1939-1970 yılları arasındaki değişmeyi şöyle gösterebiliriz (Slider 1985: 536):

 

İşçiler

Beyaz Yakalılar

Kolhoz Köylüleri

1939

1970

1939

1970

1939

1970

% 13

% 40.9

% 17.1

% 26.4

% 58.5

% 32.6

 

Son yıllarda Gürcistan’da işçi ve beyaz yakalılar sınıfı büyük artış gösterirken, kolhoz köylülerinde büyük bir düşme görülmektedir. Bunda Gürcistan’ın sanayileşmesinin yanı sıra özel teşebbüs imkânlarının artmasının da rolü vardır.

 

1939-1979 yılları arasında kolhoz köylüleri sınıfının oranındaki düşmeyi aşağıdaki tabloda görebiliriz (Slider 1985: 538):

 

Yıllara Göre Kolhoz Köylülerinin Dağılım Oranları

 

1939

1959

1970

1979

% 58.5

% 46.0

% 32.6

% 19.0

 

Gürcistan’ın sosyal yapısındaki değişmeler son yıllarda tahminlerin ötesinde gelişmeler göstermiştir ve bu değişme günümüzde hızla devam etmektedir.

 

KÜLTÜR

 

Gürcü Kültüründe Türk Kültürünün İzleri

 

Gürcistan tarih boyunca bir çok kereler çeşitli Türk kavimlerinin hâkimiyeti ve etkisi altında kalmıştır. M.S. III-IV. yüzyıllarda Hun-Bulgar Türklerinin istilâsına uğrayan Gürcistan, daha sonraları Hazar Türklerinin hâkimiyeti altına girmiştir. 1300’lü yıllarda ise Kafkas dağlarının kuzeyinden aşan Kıpçaklar Gürcistan’ın siyasî ve kültürel hayatında önemli izler bırakmışlardır.

 

Kuzeyli Türk kavimlerinden sonra Gürcistan uzun yıllar Selçuklu ve Osmanlı Türklerinin hâkimiyeti altında yaşamıştır. Bu dönem Gürcü kültüründe Oğuz Türklerinin kültürlerinden motifler bırakmıştır.

 

Bugün de Gürcistan çeşitli yönlerden, farklı Türk halklarıyla komşudur. Kuzeyde Hunlar’ın ve Kıpçaklar’ın kültürünü yaşatan Karaçay-Malkar Türkleri, güneydoğuda Oğuz kültürünü yaşatan Azerî Türkleri, güneybatıda Osmanlı kültürünün mirasçısı Türkiye Türkleri Gürcistan’ın komşularıdırlar. Gürcü kültüründe onlara komşu yaşayan bu Türk boylarının etkilerini görmek mümkündür.

 

Gürcü Dilindeki Türkçe Sözler

 

Gürcüce’de a, e, i, o, u sesleri bulunmaktadır. Türkçe’deki ı, ö, ü sesleri Gürcü dilinde yoktur. Bu yüzden Türkçe’den ya da başka bir dilden Gürcüce’ye geçen kelimelerdeki ı, ö, ü sesleri i, o, u seslerine dönüşmektedir. Ayrıca Türkçe’den ya da başka bir dilden Gürcüce’ye geçen kelimelerin sonuna “i” sesi eklenmektedir.

 

Bugün Gürcü dilinde yaşayan Türkçe kelimelere örnek olarak şu birkaç kelimeyi verebiliriz:

 

aslani (aslan)

amagi (emek)

arhi (ark / kanal)

bayragi (bayrak)

ocahi (ocak)

tutuni (tütün)

doşaki (döşek)

solaga (solak) < Karaçay-Malkar “solagay”

dinçi (rahat) < Karaçay-Malkar “tınç”

hav (tüy) < Karaçay-Malkar “kuv”

ho (evet) < Karaçay-Malkar “ho”

karavuli (gözcü) < Karaçay-Malkar “karavul”

tuçi (tunç) < Karaçay-Malkar “tuç”

 

Türk kavimlerinin çeşitli eşya adları da Gürcü dili ve kültüründe yer edinmiştir. Bunlara örnek olarak şunları verebiliriz:

 

başliki (Kafkasya dağlılarına özgü bir tür başlık)

 

Gürcülerin “başliki” adını verdikleri bu giyim eşyasına Kafkasyalı Adigeler “başlıkh”, Osetler “baslıh” adını vermektedirler. Karaçay-Malkar dilinden Kafkas halklarına ve Gürcülere geçtiği anlaşılan bu kelime Kıpçaklar’ın giyim kültürünü yansıtmaktadır.

 

dambaça / tambaça (tabanca)

dukme / tokma (düğme)

papahi (papak, kalpak)

çonguri (çöngür adı verilen saz)

duduki (düdük, bir tür nefesli müzik âleti)

 

Gürcü dilindeki Türkçe kökenli kelimeleri daha da çoğaltabiliriz. Bunların bir kısmı kuzeyli Türk kavimlerinin dillerinden kalan kelimeler olmakla birlikte, büyük bir bölümü Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Gürcü diline giren Oğuz Türkçesi, Arapça ve Farsça kelimelerdir.

 

Gürcü İnanışlarında Türk Kültürünün İzleri

 

Gürcüler “ali”adını verdikleri bir tür kötü ruhun varlığına inanmaktadırlar. Buna benzer bir kötü ruhun adı bugün çeşitli Türk kavimleri ve boyları arasında “albastı”, “almastı”, “al karısı” adlarıyla yaşamaktadır. Gürcü inanışlarındaki “ali”nin Türkler’deki “al” sözünden geldiği ve sonuna “i” sesi eklenerek Gürcü dilinin fonetiğine uydurulduğu görülmektedir (Kırzıoğlu 1976: 155).

Gürcü kültüründe “kudiyani” adı verilen bir kuyruklu cin’in varlığına inanılmaktadır. Bu kelimenin eski Türkçedeki “kuyruk” anlamına gelen “kudruk” sözünden türediği sanılmaktadır. Gürcülerin “kudiyani” adını verdikleri kuyruklu cin motifi Karaçay-Malkar Türklerinde de “hudiy” adıyla yaşamaktadır.

 

Gürcü İsimlerinde Türklük İzleri

 

Özellikle Kıpçakların hâkimiyetleri döneminde Gürcüler’e Kıpçaklar’dan pek çok Türkçe şahıs ismi geçmiş ve benimsenmiştir. Bunlara örnek olarak şu erkek isimlerini verebiliriz:

Asparuk, Armaz, Bagrat, Eldar, Elguca, Kazbek, Mahar, Otar, Tengiz.

 

Gürcüler’de 12 Hayvanlı Tavim Sistemi

 

Gürcülerin Orta Asyalı Türk kavimleriyle ilişkileri bundan 2500 yıl öncelerine kadar dayanmaktadır. Bu ilişkiler Gürcistan’ın siyasî, sosyal ve ekonomik gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Bu sayede, kuzeyli Türk boylarının kültürleri Gürcüleri bir çok yönlerden etkilemiştir. Bunlardan biri de Gürcistan’a kuzeyden gelen Türk boyları tarafından getirilen ve Gürcü kültüründe yer edinen 12 Hayvanlı Takvim sistemidir.

 

1658-1736 yılları arasında yaşayan Gürcü rahibi Sulhan-saba Orbeliyani’nin “Sitkvis kona Kartulis” adlı eserinde bu takvim yer almaktadır. Orbeliyani’nin eserindeki Gürcüce yıl adları ve onların eski Türk takvimindeki karşılıkları şöyledir (Golden 1982: 203):

 

Eski Türk

 

sıçgan yıl

ud yıl

bars yıl

tavışgan yıl

lu yıl

yılan yıl

yunt yıl

koy yıl

bicin yıl

takuk yıl

it yıl

tonguz yıl

Gürcü

 

siç’an il

udi il

baars il

tuşgan il

lui il

iilan il

uint il

kui il

picin il

takki il

iit il

tanguz il

 

 

(sıçan yılı)

(sığır yılı)

(pars yılı)

(tavşan yılı)

(ejderha yılı)

(yılan yılı)

(at yılı)

(koyun yılı)

(maymun yılı)

(tavuk yılı)

(köpek yılı)

(domuz yılı)

 

Kıpçak Türklerinden Gürcülere geçen bu takvim sisteminde hayvan adlarının Kıpçakça olarak korunması ilginçtir. Çünkü Gürcü dilinde bu hayvan isimlerinin Gürcüce karşılıkları bulunmaktadır.

 

Örnek olarak:

 

zroha (sığır)

lapsus kalami (pars)

kurdgeli (tavşan)

gveli (yılan)

tsheni (at)

tshovari (koyun)

katami (tavuk)

yacli (köpek)

cori (domuz)

 

Gürcülerdeki 12 Hayvanlı Takvim sisteminde hayvan adlarının Kıpçak Türkçesi oluşu, bu takvim sisteminin onlara Kıpçak Türklerinden geçtiğinin delilidir.

 

SONUÇ

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsız bir devlet statüsü kazanan Gürcistan, tarihî ve kültürel yönlerden Türkiye’ye çok yakın bir ülkedir. Rusya Federasyonu içinde yer alan Kafkasya ve diğer özerk Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye arasında bir köprü konumunda olan Gürcistan bu jeostratejik özelliği sebebiyle Türkiye’nin dış politikasında önemli bir yer almalıdır. Bu yüzden Gürcistan’ın sosyal ve ekonomik yapısının incelenerek, Türkiye ile Gürcistan arasında sıcak ilişkiler kurulması yararlı olacaktır.

 

Kaynakça

  • Golden, Peter B. “The twelve-year animal cycle calendar in Georgian sources”. Acta Orientalia, XXXVI, (1-3), 1982, 197-206.

  • Gürcistan. İslam Ansiklopedisi. c. IV. 1988, 837-847.

  • Gürcistan. Türk Ansiklopedisi. c. XVIII. 1970. 206-208.

  • Hinkiladze, H. “Gürcü ulusu”. Çveneburi, 1976, 16-18.

  • Hinkiladze, H. “Gürcistan’da etnografya ve nüfus hareketleri.” Çveneburi, (6-7), 1979, 29-31.

  • Kırzıoğlu, M. Fahrettin. “Gürcistan’da eski Türk inanç ve geleneklerinin izleri”. I. Uluslar arası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, c. IV., 1976, 141-166.

  • Lang, D.M. A modern history of Georgia. 1977.

  • Mamaladze, Teymuraz. Georgia.-Moscow, 1988.

  • Radvanyi, Jean. “Soviet policies in the development of mountain regions ( with particular reference to the Caucasus)”. Soviet Geography, 28 (4), 1987, 209-243.

  • Slider, Darrel. A note on the class structure of Soviet nationalities. Soviet Studies, XXXVIII (4), 1985, 535-540.

  • Umanskiy, Leonid. Sovyet halkları.-Moskova, 1985.

  • USSR Yearbook 89.-Moscow, 1989.

  • Zurabishivili, David. Georgia.-Moscow, 1987.

 
Kafkes.gen.tr